BI NAVÊ XWEDAN, YEKITIYA DEWLETÊN KURDISTAN

0
335

Başka yol yok

 

Kurdistan da işgalci olan barbarlar, sürekli olarak, Kurd halkını imha etmeye yönelik çalışmalar yapmışlardır. İşgalci devletlerden herhangi biri zor duruma düştüklerinde Kurdlerden yararlanmak için, ‘‘Biz Kurdlerle kardeşiz” derler. Bu maskaralığı sürekli olarak ve tekrarla yaparlar.

1514 yılında Osmanlılar çok zor durumdayken, Amasya’da Qesr ê Şirîn’deKurd krallarıyla müttefiklik anlaşması yaparak savaşım güçlerini gerekli düzeyde artırarak Persleri kontrol edebildiler. Osmanlı-Pers arasında Çaldıran Savaşı Kurdlerle yapılmış olan bu müttefiklik anlaşması sayesinde kazanıldı. Sonrasında adım adım Kurdleri kontrol edebilmek için, kirli oyunlarla çalışmalar yürüttüler. Osmanlılar, Kurdlere; “Osmanlı saltanatı siz Kurd kardeşlerimize emanettir.’’  söylemi uygulamasıyla, Kurdleri, Osmanlıya bağımlı hale getirdiler. Böylece Kurdleri bağımsızlık bilincinden uzaklaştırıp, Osmanlılığa bağımlı hale sürüklediler. Birinci Dünya savaşı sürecinde, Osmanlı tebaası olanların hepsi en başta Araplar, İngiliz ve Fransızların öncülüğündeki koalisyonla anlaşmalar yaparak, bağımsız devlet kurabildiler. Yalnızca Kurdler; ‘‘biz ecdadımızın Osmanlılarla yapmış oldukları anlaşmaya ihanet etmeyeceğiz” diyerek, bağımsızlık için İngiliz-Fransız savaş koalisyonuyla anlaşmayı reddettiler. Haklarını teslim etmemiz gereken Yahudiler’de işgalcilerle anlaşmadılar. Mustafa Kemal ve Kuva-i Milliye denen ihanet çetesi Erzurum Kongresi ile Kurd Mirleriyle anlaşma yaparak, Kurdistan Askeri gücüyle İzmir’e kadar gidebildiler. “Saltanatı- Sultanı işgalcilerden kurtaracağız” diyerek, Kurdleri ikna ettiler. Savaş bitince, Kurd-Türk koalisyon Devletini kuracağız” diyerek Kurd Mirlerini (Krallarını) ikna etmişlerdi. Savaş sonrası, 1923 Lozan Anlaşmasıyla Kurdlüğü yok etmeye yönelik çalışmalara başladılar. Şeyh Sait (Şêx Seîd) önderliğinde,  Koçgîrî’deAli Şêr ve hanımı Zerîfe önderliğinde, Dersim’de Seyit Rıza önderliğinde direnişlere müdahaleler, tamamen soykırım uygulamasıdır. Daha önce ki Ağrı İsyanı ’da barbarca soykırım uygulamasıyla müdahale gördü. Kuzey Kurdistan’da 1923 yılından bugüne kadar, Kurdlere yönelik sistemli olarak soykırım uygulanıyor. Türkiye’yi yönetenler her zor durumda kaldıklarında Kurdlerden yararlanabilmek için yapmadıkları maskaralık kalmıyor. İşleri bitince de “Kurd sorunu falan yoktur” demeye başlarlar. Bu hususta Sayın Özal bir istisna idi. Merhum Özal, çok bilgili yetenekli bir insan ve gerçek bir devlet adamıydı. Diğer liderler, Mustafa Kemal kadar barbar ve sapık kişiliğe sahip değillerdi. Ama maskaralıkta ve kalleşlikte ondan geri kalmadılar. Recep Tayip Erdoğan ise yalan konuşmakta, maskaralıkta, hırsızlıkta kalleşlikte ve barbarlıkta, hepsini geçti.

 

Türkiye’yi yönetenler de, Osmanlı yönetimi gibi Kurdleri birbirleriyle çatıştırarak Kurdistan’da işgalci durumunu kalıcılaştırmaya çalışıyorlar. Osmanlılar Bedirxani ailesinde, amcaya karşı, onun yeğenini kullanarak Bedirxani ailesini çökerttiler Osmanlı’nın bu kalleş ve fitne yöntemini sürdürdüler. Mustafa Kemal’in Kuva-i Milliyesi kalleşliğin ve barbarlığın diğer adıdır. Şêx Seid olaylarında, Şex Efendinin amcasının oğlu Kasım’ı kullanarak, Şêx Seid Efendiyi tuzağa düşürüp rehin aldılar. Aynı şekilde, Seyid Rıza efendinin karşısına da yeğenini çıkarttılar. Seyid Rıza efendinin yeğenini kullanarak, Dersim direnişinin askeri ve stratejik lideri Elî Şêr Efendi ve Saygıdeğer eşi Zerife hanımefendinin kafalarını kestirdiler. Bu olaylar Cumhuriyet Türkiye’sinin en iğrenç fitne ve kalleşlik örneğidir. Erdoğan denen kişilikte, Kurdler sayesinde lider, milletvekili ve başbakan oldu. MHP adına Bahçeli zıbilini kullanabilmek için, Kurdlere kalleşçe ihanet etmekten hiç utanmadı. Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiye’sinin yöneticilerinin zor durumda olduklarında Kurdlerin önünde nasıl diz çöktükleri, işleri bitince de nasıl Kurdleri birbirlerine düşürdükleri fitnecilikle nasıl kalleşlik yaptıklarıyla ilgili onlarca kitap yazılacak kadar örmekler biliyorum. Kısaca bu izahat ve örnekler, Türklük adına, Kurdlere yaptıklarının çerçevesini göstermeye yeterlidir.

 

Iran Şahı, ondan önceki İran yöneticileri sonrasında, Humeyni denen din sömürücüsü de İran da, yönetimi ellerine geçirebilmek amacıyla, hep Kurdlerden yararlandılar. İşleri bitince de, en büyük kalleşliği, kahpeliği ve yobazca ihaneti de Kurdlere yaptılar.

 

Birinci Dünya Savaş işgalcilerinin kendi çıkarlarına hizmet olması adına, yeni Irak Devletini kurdular. Türkiye gibi Irak’ta, işgal güçleri tarafından, Osmanlı topraklarında kuruldu. Irkçı, faşist çevreler bu gerçekleri duymaktan hoşlanmazlar ama gerçekleri değiştirmez.

Irak devleti kuruluşundan itibaren, Kurd temsilcilerle sayısız anlaşmalar imzaladılar.

 

Hiç bir anlaşmalarına da sadık kalmadılar. Zor durumda kaldıklarında hep Kurdlere sifindiler.  En iyi örnek General Kasım, Mısır lideri Ebu Nasır’ı kullanarak, Molla Mustafa Berzani’yi Irak’a getirdi. O dönemde, sovyet. Rusya’sında yaşıyor olan Sayın Berzani, yakın çevresiyle uçakla Mısır’ın başkenti Kahire’ye inince, Mısır Lideri Ebu Nasır tarafından karşılandı. Sonra Irak’a geçti. Bağdat’ ta yine Irak lideri Kasım, tarafından karşılandı. Sayın Berzani ile anlaşmaya vardılar. General Kasım, Cumhurbaşkanı, Sayın Berzani de Cumhurbaşkanı yardımcısı oldu.

 

Molla Mistefa Berzani komutasındaki KDP mensupları ve aileleri de Sovyetler tarafından tahsis edilen gemi ile İstanbul boğazından Basra şehrinde demirleyip, Kurdistan’a geçtiler. KDP üyelerini ve ailelerinin bireylerini taşıyan Rus gemisinin adını da, Kurdlere jest olsun diye ‘‘KURDISTAN” yaptılar. Kurdistan adlı gemi İstanbul boğazından, Kurd savaşçılarını taşıması ve liderlerinin Irak Cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirilmesi, elbette ki çok büyük bir kazanım gibi görünse de, esasen Rusya’nın, Irak ve Mısır aracılığıyla sosyalizmi, Arap yarımadasına hakim kılma planının bir adımıydı. Sayın Berzani’nin bilinçli olarak etkisizleştirilme çalışmaları başlar. Durumu fark eden Melle Mistefa Berzani Kurdistan dağlarına çekilir. Bağdat hükûmeti, Sayın Berzani’yi ikna etmek amacıyla, kendisine bir heyet gönderir. Kuran’ın içine güçlü patlayıcı yerleştirilir ve Sayın Berzani’ye hediye olarak gönderilir. Ayarlanmış olduğu gibi Kuran, Sayın Berzani’nin elinde patlar ve Xweda sayesinde kendisi kurtulur. Bu olayları, Sayın Mesud Berzani ‘‘Kurdistan Tarihi 1-2 ve 3’’ serisini güzel ve detaylı izahatlarla yazmış. Kurdçe, Türkçe ve İngilizce yazılmış olan nüshaların hepsini okudum. Kalınca kitaplardır. Biraz sabırla hepsini okuduğunuz da, yararlı bilgiler ediniyorsunuz.

 

Rusya’nın Kurdleri değil, sosyalizmi korumak amacıyla kendisini öne çıkardığını fark eden Melle Mıstefa, yeni stratejik bir kararla, İsrail’e gider. İsrail cumhurbaşkanı tarafından karşılanır. Beraberindeki heyet ile birlikte, onur konuğu olarak ağırlanırlar.

Sayın Berzani ve beraberindeki heyeti koruyan ve Kudüs’te gezdiren İsrail Devletinin askeri komutanıyla bizzat tanıştım. Birlikte çekmiş oldukları resimleri gösterdi. O resimleri ve ziyaretin konusunun yazıldığı bir kitap hediye verdi. Kitap İbranice yazılmış. Bazı bölümlerini tercüme ettirdim. O süreçte, Sovyetler Ortadoğu’da özellikle de Arap Yarımadasın da egemen olmaya çalışırlar. ABD buna engel olmaya çalışır. İsrail Devletinin kuruluşuyla Sovyetlerin planı engellenir. Kurdistan’ın tamamının Bağımsız statü alınmasına çalışılsaydı, o dönemde, başarı mutlak olurdu. Maalesef, o dönemde böylesi bir çalışma yaşama geçirilmemiş.

Irak ile ilgili diğer bir örnek te 1975 Irak anayasasıdır. Saddam denen sebab, gücünü kalıcılaştırmak için Kurdlere geniş hakları resmi statüyle güvence altına alır. İşi bitince de KDP’yi dışlar ve Bağdat’ a bağlı yeni bir Kurd çevresini öne çıkarır. Onlarla çalışır. Sosyalist bir grup Kurdler adına Bağdat ve Saddam’a hizmet ederler. Saddam dönemi bittiği güne kadar, birinci yardımcısı sayılmış bir Kurd idi. Cehş ifadesi söylemi onlara hitaben kullanılır. Türkiye de organize edilmiş olan korucuların benzeri görevler alıp, Saddam adına Kurdlerle savaşıyorlardı.

Suriye de durum, Türkiye, İran ve Irak’ ta olduğu gibi aynı söyleme sahne olmuştur.

 

Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de Kurd halkına devlet eliyle yapılmış olan zulmü barbarlığı, Birleşmiş Milletler kurumunun ilgili birimlerince detaylarıyla yazılmış ve rapor edilmiştir. Son yıllarda Türkiye insan hakları kurumları gibi Kurd insan hakları kurumlarının rapor edilmiş olan çalmaları da var. Siyasi ve basın yayın çevrelerinin çalışma da var. Ancak Birleşmiş Milletler kurumunun raporlarının uluslararası kurumlarda, mahkemelerde delil olarak kullanılabilirliği önemlidir. Kısaca özetlediğim olaylar, resmi kayıtlardan edinilebilir bilgilerdir. Kurdu Kurdistan davası adına çalışma yapacak olanlar, öncelikle bu bilgilere hakim olmaları gerekir. Elbette bu bilgiler de yetmez. Kurd halkının bilinen on iki bin yıllık tarihi bilgilerini de bilmeliyiz. On iki bin yıl öncesindeki bilgileri bilmeliyiz. Jeolojik, arkeolojik ve filolojik araştırma sonuçlarını da öğrenmeliyiz. Saygıdeğer uzman şahsiyetler araştırmalar yapmış, raporlar yazmış ve okumanız için kitaplaştırmıştır. Bizler de, leffedip okuyalım. Sonra da sosyologların görüşlerinden, siyasi bilimcilerin çalışmalarını gözden geçirelim. Bu aşamalardan sonra aynaya bakıp samimiyetle, kendi kendimize, neden vatansız ve perişan durumda olduğumuzu soralım.

Bizler bu aşamadan geçmeden, kendimizi, dürüstçe sorgulamadan, halkça, kendimize sahip çıkabilmenin de yolunu, çerçevesini belirleyemeyiz. Derdimizin yarasını tespit ederek, derman bulmaya odaklanmak zorundayız. Ben, izah ettiğim bilgileri edindikten sonra, Kurdistan davasının bağımsızlıkla hal edilebileceğine inandım. Bu bilgileri öğrendikten Sonra, içinizde bir milimlik haysiyet, şeref ve onur varsa bağımsızlık amacıyla hizmet etmekten geri duramazsınız. Kurdistan Birleşik Devletinin

resmileşmesi amacıyla hükümet kuruluşunu ilan etmişiz. Bu karara nasıl vardığımızı ve ne yapmamız gerektiğinin dosyasını hazırlamış ve www.uskgov.com internet sitesinde paylaşmışız. Biz Kurdler için kurtuluş mücadelesinin geldiği aşama bağımsızlığın gerektirdiğini kabullendik. Bu inanç kararlılığıyla, atmış olduğumuz adım isabetlidir. Bu adımdan sonraki çalışmalarımız başarının hedefe ulaşmasının süresini belirleyecek. Welatımızın çevresinde ve içinde gelişen olaylara seyirci kalmayacağız. Kartlarımızı, gelişmeleri doğru değerlendirip, isabetli kullanacağız. Kararlılığımızı tartışmayacağız. Bağımsızlık hedefimizi de asla pazarlık konusu yapmayacağız.

 

 

Bize ‘daha erkendir’ diyenlere, size göre vakit ne zamandır dediğimiz de bizlere yanıt veremediklerini gördük. Dünyanın vatansız kalmış en büyük nüfusa ve soylu tarihe sahip Kurd halkının bağımsız devlet haktır. Bunun gerçekleşmesi 100 yıl gecikmiştir. 1923 Lozan anlaşması sürecinde ve sonraki süreçlerde temsilcilerimiz halkımızın önüne serilmiş olan bağımsızlık olanaklarını niye değerlendirememişler. Son yüz yılda, birçok kez oluşan bağımsızlık olanaklarının neden değerlendirilemediğini detaylarıyla inceledik. En önemli yetersizliğimizin, kendimize güçlü müttefik edinememiş olduğumuz net olarak görülür. İkinci sırada önemli olan husus hepimizin çok iyi bildiği gibi Kurdistanımızın işgalcilerin, çirkin ve kirli oyunlarla, kurtuluş mücadelesi hareketlerini, içten yıpratarak ve birbiriyle çarpıştırarak etkisizleştirmeye yönelik yoğun çalışmalar olduğudur.

Birinci derecede önemli olan, hedefimize ulaşmanız için gerekli olanaklara sahip müttefik bulmamız, ikinci derecede önemli olan zaafımızı gidermiş oluruz. Anlaşacağımız müttefiklere net olacağız. Boyun edip merhamet dilemeyeceğiz. El açıp yardım da istemeyeceğiz. Bağımsızlık hedefimiz, bizim tarafımızın pazarlık talebidir. Welatımızın coğrafi konumundan dolayı stratejik önemi Welatımızın doğal zenginlik kaynakları ve soylu değerlere, köklü tarihe sahip asil ve kahraman insanlarımız, en yüksek değerde malzememizdir.

Hangi güçlü müttefiklerin bizim malzememize ihtiyaçları olduğunu da görüyor ve biliyoruz. Seçim tercihi de bizimdir. Bugünün şartların da en güçlü aday ABD ve İsrail’dir. Tek başına ABD veya tek başına İsrail olmaz.  Her ikisi de olmak zorundadır. Kendilerinden, kendi malzememize karşılık pazarlık konusu yaptığımızda, bize gerekli olan malzemedir. Kazanacağımız malzemeleri vermelerini  istiyoruz.

Kurdistan Birleşik Devletleri çalışmalarını bu prensip temelinde yürütüyoruz. Halkımızın güven, refah, barış ve istikrarlı yaşayabilmesi için bunu başaracağız. Tek seçeneğimiz başarmaktır.

Şahsıma yönelik kirli saldırıların, kirli provokatif oyunların ve tecrit gibi baskıların tek nedeni bağımsızlık hedefine kararlılıkla odaklanmışlığımızdır. Bu tür saldırı ve baskıların daha fazla çirkefleşerek devam edeceğini diğer taraftan, ucuz vaatlerle bizi oyalama taktiklerinin süreceğini de biliyoruz. Hepsine hazırlıklıyız. Önümüze çıkacak tüm engelleri de kullanım malzemesini dönüştüreceğiz.

“Bİ NAVÊ XWEDAN YEKITIYA DEWLETÊN KURDISTAN” dedik.

Bu isi başarmadan, bu görev tamamlanmadan ölüm bize haram olsun.

 

Silav û rêz