ÖMRÜMÜN 26 YILINI GASPEDENLERE

0
144

Geçmişte Londra’da yapılmış olan çirkefliği gözden geçirme gereği duyuyoruz. Benim Hollanda’da rehin tutulmamdan sonra 2000 yılında mahkeme sürecinin başlamasıyla birlikte Londra Halkevi’nde görevli olan birkaç satılmış kişilik ile birlikte İngiltere’nin Metropol polis birimi içerisinde rüşvetçi birkaç kişilik ile birlikte şahsıma ve yakınlarıma yönelik yalan ve iftiralarla dayalı yayınlar yapılmıştı. Bunları birkaç Kurd ve Türk gençlerini kullanarak organize etmişlerdi.  Aynı merkezden bazı Kurd ve Türk işyerlerini yakmış ve tahrip etmişlerdi.  Çarşı ve pazar yerlerinde lastikler yakarak tahrip edici ve yıkıcı eylemler yaparak insanları huzursuz etmişlerdi. O pisliklerin, ahlaksızlıkları İngiltere’de Londra’da Halkevi ve İngiliz polis birimi Metropol Polis Kurumu içerisinde birkaç çürük kişilikler birlikte organize etmişlerdi.  Aynı süreçte BBC başta olmak üzere İngiltere’nin tanınmış olan bütün basın kurmaları İndependent, The Guardian, The Times hepsi birlikte bir senfoni gibi o olayları; ‘‘Hüseyin Baybaşin’in Hollanda’da ki hapishane hücresinden organize ettiğini’’ söylemişlerdi.

Hâlbuki o dönemde benim avukatlarım ile görüşmem yasaktı. Ailemle, çocuklarımla görüşmem yasaktı. Yalnızca sevenlerimle İngilizce olması şartıyla haftada 10 dakika telefon görüşme imkânım vardı ve o da hapishane polisleri tarafından dinleniyordu. İşlerine gelmediği zaman da kapatıyorlardı. Orada ne konuşmasam 6-7 yaşındaki çocuklarımla ne konuştuysam hepsi kayıtlıydı. Benim için tuhaf olan mahkemeden önce bu çalışmaların yapılmasına Kurd halkı adına görev yaptığını söylüyor olan bir misyonun temsilcisi olan Halk Evinin yapmış olduğu yalan açıklama esas alınmıştır. Özgür Politika gazetesi, MED televizyonu ve o çevreye bağlı olan basın yayın kuruluşları da İngiliz basınından çok daha ileri düzeyde çirkin yayınlara başlamışlardı. Daha da tuhafı aynı dönemde Emin Arslan denen ahlaksız, şerefsiz, dolandırıcı ve uyuşturucu kaçakçılarının başında olan devlet içindeki kişiliklerden biri, Türkiye’de Arena programında aynı yönlü açıklamaları yapıyordu. Aynı süreçte Hürriyet gazetesi manşetler ile aynı yayınları yapıyordu; ‘‘Hüseyin Baybaşin Hollanda’da ki hapishane hücresinden Londra sokaklarını savaş alanına dönüştürdü. Londra sokaklarını kana buladı.’’

Bugün gelişen olaylarla ilgili yine bazı basın çevreleri yalan ve sahtekârlıklarla o gün söylemiş olduklarımızı saptıranlara çanak tutarak, bugün söylüyor olduklarımızı da sulandırmaya çalışıyorlar.  Bizim söylediklerimiz net ve açıktır. Eğer birileri çıkıp onları kendince yorumluyorsa ve kendi kafasında var olan pislik zihniyeti hizmet ya da onlara verilen talimatın gereği olarak yalanları doğruymuş gibi bir de Hüseyin Baybaşin yapmış yapıyormuş, söylemiş söylüyormuş gibi gösteriyorsa bunların zihniyeti kirlidir.

Ondan sonra da Türkiye’de çok değerli bir basın mensubu olan Burhan Kazmalı Mayıs ayının beşinde iftardan sonra rahmetli olmuş. Üzücü bir olay. Bu bir araştırma yaptı. Necdet Menzir ile görüştü. Birçok devlet görevlileri ile görüştü ve doğruları ortaya çıkardı. Joris Deminnk’in Türkiye’de yaptığı pislikleri, devlet görevlilerinin Türkiye’de bilinçli olarak benim aleyhimde organize ettikleri hayali suçları ortaya çıkardı. Necdet Menzir diyor ki; ‘‘her yerdeydi ama içine baktığımız zaman hiç ilgisi yoktu.  Biz Ankara’da siyasi bir krizin oluşmasını istemedik. Dolayısıyla yüksek sesle konuşmadık ama ben bugün kanser hastalığına tutulmuşum ve birkaç ay ömrüm kalmış. Hüseyin için üzgünüm ve ona yönelik o iftiraların içerisinde bizim adımız da geçiyor. Doğrular budur.O zaman Joris Deminnk’in hangi  Türk polisi tarafından Türkiye’de korunduğunu yani korumalığını yaptıklarını, nerede Türk çocuklarına tecavüz ederken yakalandıklarını ve o anlaşmayı kimlerle nasıl yaptıklarını, Tansu Çiller’in o anlaşmayı nasıl talimat verdiğini, emniyet görevlileri içerisinde Mestan Şener, İsmail Çalışkan ve Ferruh Tankuş’un da  görev yaptıklarını, kendisinin buna tepki göstermesine rağmen engel olamadığını, Türkiye polisinin tarihinde yapılmış olan en büyük ahlaksızlık olduğunu ve o zaman İstanbul polis şefi olan bu şahıs anlatmış oldu. Bunlar kayıtlıdır.

Hem 2008 veya 2009 yılında başbakanlık döneminde Recep Tayyip Erdoğan’a avukatlarım tarafından gönderildi . Türkiye’de ki mahkemelere sunuldu. Zamanaşımı bahanesiyle soruşturmaya yer yok diye dava devam etmedi. Hollanda’da aynı maskaralıkla o davaları soruşturmadı bile. Bunları bugün söylüyor olmamın nedeni, Burhan Kazmalı’yı rahmetle anarken onun o zaman Joris Deminnk çocuk yaştayken tecavüz ettiği iki mağdurla beraber Hollanda’ya gelip Hollanda makamlarına ifade verdiğini, Türkiye’de savcılara ifade verdiğini ve o ifadeden sonra Emin Arslan bizzat kendisi gibi bir grup soytarıyla Yalova’da ki Çizgi Gazetesine gidip Burhan Kazmalı’yı tehdit ettiğini, o mağdurlardan ikisini bulup bir tanesinin Bursa’nın bir kasabasında dilini kesmeye kalktığını, bunların hepsinin kayıtlı olduğunu, polis memuru Mehmet Korkmaz ve iki başka Türk polisi tarafından da video karşısında anlatıldığını, bunların hem bugün Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisinde var olduğunu, Türkiye’nin mahkemelerinde de olduğunu, Hollandalı mahkemelerinde var olduğunu hatırlatmak istiyorum.

Bunları bugün anlatıyor olmamın nedeni bugün açığa çıkmış olan bazı anlatımlar ile karşılaştırılması gerekir. Ancak karşılaştırılırken saptırılmaması ve sulandırılmaması gerekir. Doğruların öğrenilmesi için biri bir yanlış söylemişse ya da benim söylediklerimde bir yanlışlık varsa onu benimle görüşmeleri, konuşmaları ve benim onları düzeltmem, doğrulamam veya onu belgelerle tamamlamam gerekir. Onu yapmıyorlarsa hazıra konma alışkanlığıyla veya başkalarının kirli amaçlarına hizmet ediyorlarsa o da onların bileceğidir. Bunları hatırlatmak için bunları konuşuyorum. Bir de Londra’da o zaman oluşmuş olan olaylardan ötürü İngiliz polisinin içinde var olan bazı çürük kişiliklerin o zaman İngiliz İçişleri Bakanı yani home ofis genel sekreteri olan Jack Straw’ın talimatı üzerine yaptıklarını, Jack Straw bizzat Türkiye İçişleri Bakanı Murat Başeskioğlu ve ayrıca ondan sonra görev almış olan Sadettin Tantan’ın elinden bizzat hem Brülsel’de, hem Türkiye’de hem de Londra’da para aldığını, Sadettin Tantan’ın ve Murat Başeskioğlu’nun güvenlik baş danışmanlığını yapmış olan Sayın Hüseyin Çelebi tarafından ek rapor diye rapor edildiğini, onun imzasıyla buraya benim avukatlarıma ve mahkemelere ifade gönderildiğini, bunların da mevcut olduğunu hatırlatmak istiyorum.  olan Jack Straw uyuşturucu kaçakçılarından para aldı. Türkiye devletinin kirli devlet yetkililerinden para aldı ve Londra’daki halkevinin ve bir grup polisin beraber organize edip bana iftara ile karalamaya çalıştıkları çalışmaları organize etti ve o yaptıklarıyla benim mahkemeyi olumsuz etkilemeyi amaçladılar. Amaçlarına da kavuştular. Hollanda’da ki mahkeme başkanı dedi ki;  ‘‘Sen halen bunları yapıyormuşsun. Bakın İngilterebasını, İngiltere devlet görebiliri ve Kurd toplumunun temsilcileri, Kurd basını, Türkiye’nin bütün basını bunları açıklıyor. Niye yapsınlar?’’ Sen bunları onlara sor, dedim. Ama ben Hollanda’da en yüksek güvenlikli hapishanede tutukluyum. Benim orada konuştuğum her kelime kayıt altındadır ve sorun onlara. Eğer öyle bir yapmışlığım varsa o zaman onun üzerinden beni yargılayın. Ama sizin söyledikleriniz yalandır. Size verilen bilgiler yalandır. Ayrıca beni yargıladınız suçlamalar tamamen temelsizdir, dedim. Hapishane yönetimine mahkeme sordu. Hapishane yönetimi Hollanda Adalet Bakanlığının imzasıyla; ‘‘Hüseyin Baybaşin’in olaylardan bir hafta sonra haberi oldu. Daha öncesinde olaylarla ilgili bilgisi dahil olmadığını biz söyleyebiliriz.Çünkü onun yaptığı haftada 10 dakikalık telefon konuşmaları kayıt altındadır Avukatları ile yaptıkları konuşmalarda Hollanda Adalet Bakanlığı talimatı ile kayıt altındadır. O konularla ilgili bir konuşması, kendisine sorulmuş bir soru veya kendisinin verdiği bir cevap yoktur.’’

Hollanda mahkemeleri ondan sonra İngiltere’de oluşmuş olan olaylarla ilgili beni yargılama çalışmalarından vazgeçtiler.  Yargılayacaklardı yoksa. Çünkü ben Hollanda o olayları telefonla talimat verip yaptırmışsam, ben onun için suçluyum Hollanda kanunlarına göre. Yargılamaktan vazgeçtiler. Bugün ben bunları anlatıyorum, çünkü Londra’da o pisliklere bulaşan Kurd ya da Türkiye’de polis biriminden görevliler olsun ya da basın mensupları olsun. İngiltere’de veya Türkiye’de hepsinden tek tek hesap soracağım. Hepsinin kapısına benim Kawa’nın taşıdığı o balyozla geleceğim gün yakındır. Onların hepsini o Kawa’nın balyozuyla elimde olarak kapılarında görecekler. Kavanın balyozuyla hukuk önünde yargılanacaklar. Hukuk içerisinde cezasını alacaklar. Londra’da şimdi milletvekilliğine soyunanlar, belediye başkanlığı yapanlar, Türkiye’de bugün namuslu şerefli devlet görevlileri olduğunu iddia edenler, Emin Arslan dâhil ve dürüst basın mensubu olduğunu söyleyenler, bugün Almanya’dan ve İngiltere’den Türkiye’den pislikleri yapanlar hepsi bilsinler ki Kawa’nın balyonu elimde kapılarında görecekler. Hukuk önünde Kawa’nın balyozuyla yargılanacaklar.

Saygılarımla,Hisên Baybaş