KENDİ DEVLETİMİZİN ÇATISI VE BAYRAĞI ALTINDA YAŞAYALIM

0
629

Türkiye Cumhuriyeti Devleti resmi politikası gereği, “Türk ırkının Kürt ırkından üstün bir ırk olduğunu” biz Kürtlere kabul ettirmeyi dayatmıştır. Bu faşist politikayı dayatma kararından ötürü bu devlet biz Kürtlerin temsilcisi veya devleti olamaz. Yaşanan sorunun öz kaynağı budur.

Bugünkü dünya düzeninde faşizm, insanlığa karşı, ağır bir suçtur. Uygulanan politika faşizm olduğu müddetçe uygulayıcılarının isimleri hiçbir anlam ifade etmiyor. Mustafa Kemal, Demirel, Ecevit veya Erdoğan. İsimlerin hepsi birbirinden farksızdır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti Kürt halkının tüm insani ve siyasi haklarını yok sayıyor. Bu faşizmdir. Daha da ötesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kendi vatandaşı olan Kürtlere, her türlü soykırım yöntemini kullanarak, Türkleşmeyi dayatmıştır. Bu tutum, faşist politikaların soykırım uygulamasıdır. Aynı Nazi Almanyası’nın kendi vatandaşı olan Yahudi inancına mensup insanlara soykırım uygulaması gibi. Yahudi halkı Almanya’yı demokratikleştirmekle uğraşsaydı eğer bugün İsrail diye bir devlet olmazdı. Yahudi halkı da güvende olmazdı. Biz Kürtler için bu örnek önemlidir. Yahudi halkı tüm enerjilerini kendi devletlerini kurmak için kullandılar. İsrail bugün dünya devletidir. Kürdistan’ın olanakları İsrail’den fazladır.

Biz Kürtler Türkiye’yi demokratikleştirmek, uygar devlet yapısına ulaştırmak için mücadele ediyoruz. Bu amaçla milyonu aşan insanımız etkisiz hale geldi. Katledilenlerimiz, hapislerde çürüyenlerimiz,  sakat kalanlarımız vs… On milyonu aşan insanımız sürgün oldu. Altı bin civarında yerleşim yerimiz imha edildi. Kürt halkı ise hiçbir kazanım elde edemedi. Yüzyıla yakındır bize soykırımı dayatan Türk Devletini kurtarmaya çalışıyoruz. Bu nedenle, bu anlayış ve tarzla, her gün daha fazla yok oluyoruz. Böylece hem Türkiye’yi demokratikleştiremiyoruz hem de kendimizi yok olmaktan kurtaramıyoruz. Uğraştık, denedik, gördük ki olmuyor.

Diğer taraftan Türkler bizim bu duruşumuzdan ötürü bizi aşağılıyorlar. Bu basit örnekleri çoğaltabiliriz. Ancak gerçekleri kabul etmek zorundayız. Türkiye’yi demokratikleştirmek, uygar devlet yapısına ulaştırmak veya kurtarmak biz Kürtlerin işi – görevi değildir. Bunu kabul etmek zorundayız. Mazlum halklara yardımcı olmak insani değerdir. Ancak biz Kürtler yardıma muhtaç iken kendilerini Türk kabul edenlerin Türkiye’sini kurtarmaya çalışmak tuzaktır. Yüzyıldır bu tuzakla eriyor, sürünüyoruz. Bırakalım kendilerini Türk kabul edenler nasıl istiyorlarsa Türkiye’yi öyle yönetsinler. Türkiye’nin faşist devlet yapısını kendileri için uygun görüyorlarsa bu onların bileceği iştir. Onların istek ve değerleri buysa onlara hayırlı olsun. Türkiye Devletinin Kürt halkına dayatmış olduğu zulüm ile soykırım uygulamasını kendileri onaylıyorlarsa bu da onların tercihidir.

Biz Kürtler mazlum bir halkız ve mazlum halklara yardımcı olabilecek devletlerin yardımına muhtacız. Biz yardıma muhtaçken Türkiye’ye veya kendilerini Türk kabul edenlere sahip çıkamayız. Biz Amerika Birleşik Devletleri değiliz. Kendimizi kandırmayalım. İçinde bulunduğumuz süreç, Bağımsız Kürdistan Devletler birliğini kurmamızı gerektiriyor. Gerisi tuzaktır. Başka halklara yardım etmek Kürt halkının soylu ve kahraman tarihidir. Ancak tarih tarihtir. Bugün Kürt halkı olarak kendimize sahip çıkmak zorundayız. Kürdistanımız harabe haline getirilmiş. Halkımız perişan edilmiş. Halkımızın siyasi temsilcilerinin birlikte hareket etmelerini sağlamak öncelikli görevimiz olup, Bağımsız Kürdistan Devletler Birliğini kurmak, namus ve şeref borcumuzdur. Başka halklara yardım etmeye yönelmemiz, soylu tarihimizin gereği ise de gerçekçi değildir. Öncelikle kendi ülkemizi işgalden kurtaralım. Halkımızın kendi kimlikleriyle, kendi vatanlarında yaşamalarını sağlayalım. Böylece, halkımıza karşı namus ve şeref borcumuzu yerine getirelim. Ondan sonra, yardıma muhtaç mazlum halklara yardım etmeyi değerlendirelim.

Biz Kürtler  “Türklerle birlikte yaşama“ tutumumuzdan vazgeçelim. Bu tutumuzdan ötürü paramparça olduk. Perişan olduk. Ancak Türkler biz Kürtleri sömürüp yok etmekten başka bir yol denemiyorlar. Türkler Orta Asya’dan Kürdistan topraklarına geldiklerinden beri, biz Kürtler onlarla evimizi aşımızı paylaştık. Türklerle birlikte yaşamak için altı yüzyıldır kan döküyoruz. Bu bilgiler, Türk tarihçileri tarafından biliniyor. Bay Erdoğan bunları en iyi bilen Türk liderdir.

Bay Erdoğan’ın çıkışı, duruşu bizi umutlandırdı. Ancak gördük ki faşist ve riyakar zihniyet değişmemiş. Kalleş anlayış değişmemiş. Bay Erdoğan Kürtlerin Türklerle birlikte yaşamalarını sağlayabilecek son şanstı. Bay Erdoğan sağ olsun, kafamıza vura vura bizi kendimize getirdi. Bize gösterdi ki bizi Türkleştirmekten başka bir şans tanımıyorlar. Daha da çirkini biz Kürtleri Türkleştirebileceklerine inanıyorlar. Daha da iğrenç olan biz Kürtler de onların bu faşist ideolojilerine, dayatmalarına hizmet ediyoruz.

Yeter artık!

Ölüm uykusundan uyanalım.

Kürtler arası birliği sağlayalım.

Bağımsız Birleşik Kürdistanı kuralım.

Dünyanın uygar devletleri arasında yerimizi alalım.

Bağımsız Birleşik Kürdistan Devletlerini kurmak, Türklerle birlikte yaşamak için verdiğimiz mücadeleden daha kolay olur. Türk Devleti çatısı altında yaşamak için verdiğimiz mücadele tutmadı. Özerklik, federasyon veya konfederasyon hiç olmayacak. Olmadı, olmuyor. Tutmadı, tutmayacak.

Hoşgörüyle, iyi niyetle, birlikte yaşam için kararlı duruşumuz hep suiistimal edildi.

Artık yeter!

Biz Kürtler için tek yol tek çare vardır. Bağımsız Birleşik Kürdistanı kurmanın gereğini yapacağız. Ülkemiz ve halkımız adına dünya devletleri ve kurumlarıyla halkımızın temsilcileri, devletimizin görevlileri görüşecekler. Bölge ve dünya barışı için Bağımsız Birleşik Kürdistan gereklidir. Halkımızın huzur güven ve refah içinde yaşayabilmesi için Bağımsız Birleşik Kürdistan Devleti gerekiyor. Tarihten ders çıkaralım. Artık kendimizi kandırmayalım. Halkımızın geleceğini halkımız için belirleyelim. Dünyayı yöneten güçler Bağımsız Kürdistan’ın temsilcileriyle görüşmeyi bekliyorlar. Böylesi görüşmeleri artık işgal güçleri değil, kendimiz yapalım. Biz Kürdüz. Kendi devletimizin çatısı ve bayrağı altında yaşayalım.

Hedef bağımsızlık.

Silav u réz,
Hüseyin Baybasin