BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ VE ERDOĞAN

0
816

Büyük Ortadoğu Projesi diye bir proje yoktur. Büyük Ortadoğu Projesi, Ortadoğu’da Sykes Picot Anlaşmasının çizdiği sınırlar ile birlikte Osmanlı Devleti’nin paylaşımı ve dağılımı ile ilgilidir. Aynı zamanda Kurdistan topraklarının da Kurd olmayan güçlere dağılımıyla ilgilidir. 1916 yılında yapılan Sykes Picot Antlaşması, 1923 yılında Lozan antlaşması ile yasallaştı. O zamandan beri Kurdlerin ülkesi parçalandı. Kurdlerin ülkesinin parçalanmışlığının ötesinde başka barbarlar tarafından yönetilen Kurdistan’ın tamamı parçalandı. Kurd halkı tüm temel insani haklarından yoksun bırakıldı. İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin egemenliği altında yaşamak zorunda kalan Kurdlerin büyük bir zulme ve sistemli soykırıma maruz kalmalarından ötürü bu ülkelerde hiçbir zaman istikrar oluşamadı. Ortadoğu’nun bazı ülkeleri de bu ülkeleri desteklediler. Şimdiye kadar Kurdlere yönelik sağlıklı, akılcı ve adil bir proje uygulaması düşünülmedi ve tartışılmadı.

 

Bizim için önemli olan Kurdistan topraklarının birleştirilmesi ve Kurd halkının kendi devletini yönetmesini sağlamaktır. Bu bizim için olmazsa olmazdır. Bunun Büyük Ortadoğu Projesi ile veya Küçük Ortadoğu Projesi ile alakası yoktur. Erdoğan’ın Büyük Orta Doğu Projesinin eş başkanı olduğunu söylemesi bir saçmalıktır. Öyle bir şey söylemişse saçmalıktan başka bir şey değildir.

İsrail’in güvenliği ise Amerika Birleşik Devletlerinin herhangi bir eyaleti kadar Amerika Birleşik Devletleri için önemlidir. California ve New York Amerika Birleşik Devletleri için ne kadar önemli ise İsrail de o kadar önemlidir. Anlaşmaları da bu çerçevededir. İsrail kendi kuruluşunu ilan ettiği zaman, Birleşmiş Milletlere başvurusundan on dakika sonra İsrail’i ilk tanıyan devlet, Amerika Birleşik Devletleri oldu. Bunu görmemiz lazım. İsrail’e yapılacak bir saldırı Amerika’nın kendisine yapılmış olarak kabul ediliyor ve öyle de karşılık buluyor. Geçmişte olan savaşlarda Amerika’nın desteğiyle İsrail’in kazanması ile sonuçlandı. Bunların hepsi tarihi bilgilerdir.

 

Erdoğan’ın bireysel olarak AK Parti’yi kurma çalışmaları aşamasında Amerika’ya gidip Amerika’dan destek alması ve İsrail’in de kabul etmesiyle sonuçlandı. Erdoğan daha önce Türkiye’de bir şiir okumaktan ötürü hapis cezası almıştı. O ceza adil değildi ama yasalar onu gerektiriyordu. O yasalar çerçevesinde Erdoğan milletvekili olamazdı. Dolayısıyla seçime katılamadı. Daha sonra Amerika’dan ve İsrail’den destek alınca Amerika’nın müdahalesi ile Erdoğan milletvekilliği ara seçiminde aday oldu. Fadıl Akgündüz, araba fabrikası kurmaya çalışıyordu. Onun haksız yere milletvekilliğini iptal ettiler ve Siirt’ten Erdoğan’ı milletvekilliğe aday gösterdiler. Milletvekilliği seçimlerini kazandı ve AK Parti’nin milletvekili oldu. Başbakanlığı, Abdullah Gül’den devraldı. Başbakan olduktan sonra bilindiği gibi İsrail, Türkiye başbakanı Erdoğan’ı İsrail’e davet etti. İsrail’de Türkiye devletinin bir başbakanını ilk kez İsrail Devlet Şeref Madalyası ile ödüllendirdi.  Erdoğan İsrail’in her dediğini yaptığı için de böyle ödüllendirildi. Birileri bunu dinlendirmek, konuşmak ve ifade etmek istemiyor olabilir ama bunlar gerçeklerdir.

Sonradan güç edindi ve bu güç çerçevesinde Türk İslam sentezi ideolojisini öne çıkarmaya çalıştı. Hepimizin bildiği gibi milli görüş organizasyonunun hedefi Türk-İslam sentezinin başarıya ulaşmasıdır. Milli Görüş Hareketi, Erbakan tarafından kurulmuş ve Avrupa’nın bütün ülkelerinde Türkiye’nin olanakları ile aktif çalışmalar yürütüyor. Gülen organizasyonunu alt etmeye çalışmaları da devlet olanaklarının hepsini milli görüşün hizmetine sunmak içindi. Milli Görüş hareketinin bütün yöneticileri şimdi Türkiye’de devlet yöneticileridir. Amaçları da ‘‘Türk-İslam’’ görüşünü dünyaya hâkim kılmaktır. Bu bilgiler sır değildir.

Erdoğan; ben değiştim ve emirlere uyacağım, dedi. Bunlar da kabul ettiler ve desteklediler İsrail’e de gidip aynı şeyi söyledi. İsrail de kabul etti, destekledi ve Devlet Şeref Madalyası ile ödüllendirdi. Erdoğan kaypak kişiliğini yalnız İsrail’e ve Amerika’ya karşı kullanmaya çalışmadı. Kendisini destekleyen biz Kurdlere de büyük kalleşlik yaptı. İsrail ve Amerika onun altını oyacaklarını hissettirdi.  Kendisi yine geri dönüş yaptı. İsrail’e kendini affettirmeye çalışma yollarına girdi. Amerika Birleşik Devletleri için de kendini yine affettirme çalışmaları yürütüyor. Bu yüzden Suriye’den ve Irak’tan nasıl çekileceğinin hesabını yapıyor. Bu adam gerçekten Türkiye’yi düşünen biri değil. Türkiye’nin sorunlarını çözmeye çalışan biri değil.

Türkiye’de dört parmağını kaldırıp kendisinin bağlı olduğu örgüt olan, Müslüman Kardeşler’ in sembolü Rabia’nın işaretini yaptı. Bunların amacı şeriat kanunlarını Türkiye ve Ortadoğu’da hâkim kılmaktır. Bunun hiçbir ülkeye yararı olmaz. Dini inanç, insanların kendileriyle ve yaratanları arasında kalması gereken ruhani bir olaydır.  Siz şeriat olayını devlet yönetimi olarak dayatırsanız orada huzur olmaz.

Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Avrupa Birliği, Rusya veya Çin Kurdlerin kendi devletlerini kurmaya karşı değildirler.  Orada İsrail’e benzer demokratik bir yapının oluşmasını garanti altına almak için çok çaba sarf ediyorlar. Diğer Ortadoğu ülkelerinde de istikrar oluşmasını istiyorlar. Yani sınırların değişmesi ile ilgilenmiyorlar. Ortadoğu zaten zengin bir bölgedir. Suudi Arabistan, çok büyük zenginlik kaynaklarına sahiptir. Irak’ta öyle. Irak’ta istikrar oluşamadığı için Irak bugünkü hale geldi. Suudi Arabistan’ın da o duruma gelmesini istemiyorlar. Neticede şeriat kanunu yönetiminden kurtulmasını için empoze etmeye çalışıyorlar ya da onları ikna etmeye çalışıyorlar.

Birleşmiş Milletler’in içtihatları var. Birleşmiş Milletlerin üyesi olmak için Birleşmiş Milletler’in kanunlarına ve içtihatlarına uymanız gerekir.  Devlet olarak şeriat kanunları da Birleşmiş Milletler’in kanunlarına ve içtihatlarına aykırıdır. Bir insanı kamçılamak, bir insanı taşlayarak öldürmek veya bir insanın eline kolunu kesmek insan haklarına aykırıdır. İnsanlara işkence yapmak Birleşmiş Milletler kanunlarına göre suçtur. Bu çelişkiyi de gidermeye çalışıyorlar. Ortadoğu’da, İran’da diğer Arap ülkelerinde var olan şeriat kanunu yönetimini değiştirmek istiyorlar. Bunun değişmesini istiyorlarsa bu Büyük Ortadoğu projesi ile ilgili değil. Amerika Birleşik Devletleri’nin daha önceleri Ortadoğu ile ilgili bir etkin rolü yoktu. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra ilgilenmeye başladı ve orada etkin olabilmek için İsrail’in kuruluşunu organize edip desteklediler. O zamana kadar Ortadoğu da İngilizler ve Fransızlar egemendi. Osmanlı’dan sonra İngilizler ve Fransızlar egemen oldular. Rusya Sosyalist devrimden sonra Birinci Dünya Savaşı süreciyle birlikte Rusya’da Ortadoğu’da güç olmaya çalıştı. Onun için Amerika’da Ruslara Ortadoğu’yu bırakmak istemediler. Yavaş yavaş orada etkili güç haline geldi ve dünyanın tek süper gücü haline geldi. Bazı sorumlulukları vardır ve o sorumluluklarını yerine getirilmesi gerekir. O sorumlulukların başında da demokrasiye karşı bir mücadelenin gelişmesini istemiyorlar. İnsan haklarının ihlal edilmesini istemiyorlar. Özellikle Kurdlerin de kendi devletlerini kendilerini yönetmelerinin hakları olduğunu ve demokratik gereklilik olduğunu o sürece kadar Kurdlerin de mevcut Birleşmiş Milletler yasalarına uygun olarak yönetilmelerini istiyorlar. Bu bütün dünyanın beklentisidir. Madem süper güçsün, madem dünyanın ağasısın, ağalığını da yapmalısın diye beklenti içindedirler. Çin’de bir olay oluyor. Amerika ne diyecek diye, bütün dünya beklenti içinde oluyor. NATO ne yapacak diye, bütün beklenti içine giriyor.

Erdoğan kendi ideolojisini öne çıkarmak için bir sürü oyunlar oynadı. Onun için ona haddini bildirdiler. Erdoğan’ın Türkiye’ye verdiği zararı Erdoğan bile tasavvur edemez. Biz Kurdler, bunların hepsini gözlemleyelim ve bilelim. Biz Kurdistan’ımızla ilgilenelim. Biz büyük Kurdistan peşinde değiliz. Büyük Ortadoğu Projesi peşinde değiliz. Şeriat kanunlarının herhangi bir ülkede var olması veya yok olması ile ilgilenmek bizim işimiz değildir. Birleşmiş Milletlerin ve dünyayı yöneten süper güçlerin işidir. Bizim işimiz Kurd halkının Kurdistan topraklarının tamamında kendi kendilerini yönetmeyi kazanmalarını sağlamaktır. Biz Kurdlerin işi budur. Buna dikkat edelim ama olayları da bilelim.