BUNLARI BEN BİLİYORUM DA BAY ERDOĞAN VEYA YANINDA Kİ SÖZDE HUKUKÇULAR BİLMİYOR MU?

0
943

İsveç ile iade talebi sonrası gelişen olaylar sonrasında, Erdoğan efendi uluslararası hukukun nasıl işlediğini ya bilmiyor ya da haklarında konuştuğu insanların gerçekten iade edilmesini istemiyor. Çünkü uluslararası hukukta, Avrupa birliği ülkelerinde, İsveç’te ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde eğer siyasiler bir şahsın iade edilmesini dayatıp, sürekli olarak konuşmayı sürdürüyorlarsa ve hatta varsa tehditlerini mahkemeye sundukları zaman bulundukları ülkenin politikacılarını ve başbakanını bile görevden alabilirler. Bu anlaşmayla insanları iade edemezsiniz, derler. Çünkü hukuka siyasi müdahale kabul görmez. Belki bunu anlamak istemiyorlar.

Hollanda’dan benim iadem istendiği zaman Hollanda ve Türkiye anlaşmışlardı. Anlaşma gereği benim iade edilmem gerekiyordu ama yapamadılar, neden? Çünkü Tansu Çiller çıkıp konuştu. Mesut Yılmaz, Mehmet Ağar ve Murat Başesgioğlu konuştu. ‘’Biz onun iadesini alacağız. PKK’ye destek veriyor’’ dendi. Benim iadem ile ilgili Hollanda ve Türkiye gizli bir anlaşma yapmıştı. Eğer Türkiye’nin siyasileri sessiz kalsalardı, beli beni kaçırarak gizli bir şekilde Türkiye’ye verirlerdi. Onlar sürekli kalabalık yaparak açıklamalarda bulundular. Bizim avukatlarımız da onların kalabalık yazılarını ve benim Türkiye’de işkence gördüğüme dair Türk devletinin verdiği adli tıp raporlarını mahkemeye sundu. Mahkeme başkanı; ‘‘siz işinize bakın. Benim ne yapacağımı Türkiye’nin politikacıları karar veremez’’ dedi. Benim avukatımda ; ‘’televizyon kanallarında yayınlanan canlı yayın konuşmaları ve Türkiye gazetelerinde yer alan haberler bunlardır. Hüseyin Baybaşin’in işkence gördüğüne dair raporlar Türkiye Adli Tıp Kurumunun verdiği raporlardır.’’ Dedi. Sonra Yargıtay gün verdi. İki tane profesör çağırdı. O raporlar ve yer alan haberler gerçek midir diye araştırıldı. Sonrasında Türkiye’ye; cehennemin dibine gidin, dendi ve beni iade etmediler. Sonra yalan bilgilerle yeni bir dosya oluşturup beni yeniden tutukladılar. Bunu da yeneceğiz. Sonu yok nu yalanların. Çünkü Türkiye’den gelen belgelerin sahte olduğunu gördük. Türkiye ve Hollanda arasında sübyancılıkla ilgili bir davanın malzemesi olarak kullanıldığını ve Hollandalı yetkililerin Türkiye’de işledikleri sübyancılık, küçük çocuklara tecavüz suçunu örtbas etmek için anlaşmışlar. Bu net olarak belgeleriyle görülüyor.

Bay Erdoğan, bunları biliyor. Çünkü avukatlarım kendilerine dosyayı gönderdiler. Bay Erdoğan bizzat dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek’e talimat gönderdi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da olumlu bir soruşturma başlattılar. Eski fetöcü Zekeriya Öz denen başsavcı ise; ‘‘zaman aşımından ötürü soruşturmaya yer yoktur’’ diyerek dosyayı kapattı. Bay Erdoğan ikinci kez talimat verdi ama yürümedi. Talimatı sökmedi. Demek istediğim bu bilgiler Bay Erdoğan’da var. Cemil Çiçek, Joris Demmink denen sapıkla Moskova’ya gidip toplantı yaptılar. Baybaşin davası ile ilgili belgelerin avukatlarıma nasıl engelleyeceklerini görüştüler.  O zamana kadar alacağımız belgeleri almıştık.

Bunları anlatırken konu biraz dağılıyor. Fettullah Gülen’in iadesini sağlamak için Bay Erdoğan televizyonlardan nutuk atarken onun iadesini hala resmi olarak talep etmemişler. Daha sonra talep ettikten sonra Erdoğan’ın tüm açıklamalarını alıp Amerika mahkemesine sundular. Amerika’da tek bir hâkim bile Erdoğan’ın talimatına göre iade kararını vermez. Çünkü kendi hukuklarını korumakla görevli olan hâkimler kendi kanunlarıyla çelişirler. Bunları göremiyorlar. Türkiye İsveç’ten PKK mensubu bir insanı iadesini hukuki yoldan istemeden isimlerini vermiş. Erdoğan Efendi, sen dağ başında mı yaşıyorsun? Senin devletinde hukuk sistemi işlemiyor ama o ülkelerde işliyor. İsveç hâkimi bundan dolayı İsveç başbakanına davar açar ve adam görevinden olur. Bunlar dengesizce, ahlaksızca ve seviyesizce hareket ettikleri sürece kendi kendilerini küçük düşürürler. Sadece halkı kandırmaya çalışıyorlar. Türkiye’de halkta bu yobazlara aldanmaya hazır. Eskiden nasıl Mustafa Kemal’e aldandılarsa, Demirel’e aldandılarsa, Türkeş’e aldandılarsa ve Erbakan’a aldandılarsa şimdi de Erdoğan Efendiye aldanıyorlar. Biraz samimi olun. Başka ülkelerin hukukuna böyle emirlerle yön veremezsiniz. Bu ülkeleri NATO’ya alınmaları konusunda tehdit ettin diye senin için kanunlarını değiştirmezler.

Erdoğan MİT ile emniyet ile veya kendisine bağlı terör örgütleriyle gizlice bu insanları alabilirler ama hukuk yoluyla alamazlar. İsveç’te PKK mensuplarını rehin alıp Türkiye’ye veremezler. Daha önce Sayın Öcalan’ı bile rehin almak için Kenya’ya götürüp tuzak kurdular. Oradan kaçırıp götürdüler. Sayın Öcalan bu kaçırılmışlığını ve tuzağa düşürülmüşlüğünü malzeme konusu yapıp gündeme getirmedi. Mahkeme de tartışma konusu yapmadı. İsteseydi Türkiye onu yargılayamazdı ve Türkiye onu serbest bırakırdı. Türkiye’nin hukukçuları bunu bilmiyor, değiller. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin üyesidir ve bu kararlara uymak zorundadır. Uymayacaksan ayrılmak zorundasın. Hem tanımıyorum diyorsun hem de gevezelik yapıyorsun. Kendi kendini küçük düşürüyorsun. Bu nedenle senin devletinde ceza alır. Uluslararası hukukun gereği budur. Bu anlaşmalarda uluslararası hukuk çerçevesinde imzalanıyor ve yerine gelmediği zaman da yine hukuk müdahale eder. Bunları ben biliyorum da Bay Erdoğan veya yanında ki sözde hukukçular bilmiyor mu? ‘Üç dört kişi istedik, geldi. Bunlar yeterli değil’’ yalanını söylerken hukukçular bunu bilmiyor mu?