BM ÜYESİ OLAN İŞGALCİ DEVLETLERİN KONUMU

0
212

Kurdistan topraklarını işgal etmiş olan BM üyesi devletlerin, resmi devlet statüleri onlara Kurdistan’ın ve Kurd halkının varlığını inkâr etme hakkını vermez. İşgal altında tutmuş oldukları Kurdistan’da doğayı ve tarihi yerleri gibi halkında tüm haklarını korumak işgalcilerin sorumluluk alanlarındadır ve ayrıca görevleridir. Bu hakları korumadıklarından ötürü suçlu duruma düşerler. İşgal altında tutuyor oldukları Kurdistan ve halklarının haklarını bilerek ve zorla ihlal etmeleri de ağır suçtur. Böylesi durumda işgal altında tutuluyor olan Kurd halkı işgalcilere karşı kurtuluş mücadelesi verme hakkına sahip olur. Yani Kurdistan’da işgalci ve BM üyesi ülkelerin sorumlulukları olduğu gibi Kurd’lerin de kurtuluş mücadelesi verme hakları vardır. Bu sorumluluklar ve hakların da sınırları kanunlarla belirtilmiştir. İşgalcilerin sorumlulukları ve işgale karşı kurtuluş mücadelesinin sınırları Birleşmiş Milletler içtihatları yani kanunları nettir. Bu bilgiler herkese açıktır. Hukuk ve politikaloji gibi  siyasal bilimler derslerinde de bu bilgiler zorunlu öğrenim dersleridir. Bazı insanlar bu bilgilerden habersiz olabilirler. Ama Kurdistan’da işgalci olan devletlerin yönetici, yetkili ve siyasileri bunları bilmek zorundadırlar. İşgalcilerle işbirliği içinde olan devletler de bunları bilmek zorundadırlar. Kurdistan halkı adına siyaset yapıyor olanlarda bu bilgilerden habersiz olamazlar. Böyle bir hakları yoktur. Bu bilgilerden haberimiz yoktu, derlerse ya da diyorlarsa demektir ki, kasaplık yapma yetki belgesiyle cerrahlık yapıyorlar ya da bilgisiz ve ehliyetsiz araç kullanıyorlar. Sonuç olarak yerinde sayıp ilerleyemezler. Ayrıca yokuş aşağı uçurumdan uçmak durumunda kalırlar. Sonuç bu olur. Yani bizim bunları halk olarak görmemiz lazım.  Eğer bilgisiz iş yapıyorlarsa başarısızlık kaçınılmaz olur.  Bu bilgiler ışığında Türkiye Devleti adına Kurdlere eğitim yasağı, Kurd isimlerinin değiştirilmesi, Hasankeyf gibi tarihi alanlarının suya gömülüp yok edilmesi ve kurtuluş mücadelesi veriyor olan Kurdleri suçlu ve terörist olarak tanımlamaları, Kurtuluş mücadelesi veriyor olan savaşçılara orantısız güç kullanması, sivillere karşı şiddet kullanması gibi uygulamalar ağır insanlık suçu ve savaş suçudur. Kurdçe eğitim yasağı, Kurd köyleri, kasabaları, şehirleri yerle bir edilip yakılması gibi dağ , ova ve Kurdlere ait tüm yerlerin isimlerinin Türkçe yapılması gibi suçlar başlı başına soykırım suçudur. Kurdistan ve Kurdleri yok saymak soykırım suçunun delilidir. Kurdçe isimlerin Türkçeleştirilmesinin devam ediyor olması soykırım suçunun işleyişinin sürekliliği için delildir. Hukuku bilen herkesin bunları bilmesi gerekir. Türkiye gibi Kurdistan’da işgalci olan diğer devletlerin yöneticilerinin de Kurdlere karşı sürekli suç işliyor olduğu gerçeği gözler önündedir. Kurd halkı adına siyaset yapıyor olan çevreler birbirleriyle uğraşacaklarına Kurdistan işgalcilerine karşı müşterek mücadele etmeyi geliştirmeleri, Kurd halkının beklentisidir. Bizimde ciddiyetle uyarımızdır. Kurdistan Birleşik Devletleri hükümeti adına, Birleşmiş Milletlere müracaat dosyasında işgalcilerin Kurdistan ve Kurdlere yönelik işlemiş oldukları suçlarla ilgili detaylı bilgiler vardır. Hükümetin www.uskgov.com internet sitesine baktığınızda bu bilgileri görürsünüz. Her Kurd siyasi hareketinin ve bireyinin Kurdistan’ın bağımsızlaşması için çalışmaları ve en azından buna saygı duymaları gerekli ve zorunludur. Bunların bu çerçevede görülmesini istiyoruz.