AFGANİSTAN’DA Kİ GELİŞMELERE BAKIŞIMIZ

0
131

Afganistan’da Taliban organizasyonunun yönetimi kolayca ele geçirdiği görülüyor ise de, bu durumun yeni bir iç savaşı körükleyeceğine inanıyorum. Türkiye gibi, Afganistan’da da ulus devleti yok. Afgan diye bir halk veya Afganca dili diye bir dil yok. Türkiye, Birinci Dünya Savaşı galipleri tarafından, Osmanlı toprakları üzerinde kurulan devletlerden biridir. Türkiye’nin kuruluşunda, Arap alfabesi Osmanlı dili kullanıldı. Sonradan, işgalcilerin talimatıyla Arapça dilinin alfabesi yasaklandı. “Harf Devrimi” adı altında Latin alfabesinin kullanımı da Birinci Dünya Savaşı galiplerinin kararıydı. Latin alfabesine uygun ‘‘Yeni Türkçe’’ diye bir dil icat edildi. Türkiye’nin dili, sözde yeni Türkçe resmi dil olarak halka zorla öğretildi.

Osmanlı dilinin içinde konuşulan kelimeler Kurdçe, Arapça ve Orta Asya kavimlerinin kullandıkları kelimelerden oluşmuştu. Ben, Osmanlı Arşivlerini araştırırken harfleri Arapça alfabesiyle yazıldığından dolayı okunamıyordu. Ama bana okuduklarında, Kurdçe bilgim sayesinde okuyabiliyordum. Türkiye’nin kuruluşuyla birlikte, Latin Alfabesiyle tercümeleri yazılmış olan evrakları okuyup anlayabiliyordum. 1960’lı yıllarda, Menderes ve arkadaşlarının idamını gerçekleştiren askeri darbeden sonra, ‘‘Modern Türkçe’’ adı altında yeni kelimeler eklendi. 1974 yılından sonra da Ecevit döneminde ‘‘Çağdaş Türkçe’’ adı altında bir sürü yabancı kelimeler eklendi. Böylece, Osmanlı dili Yeni Türkçe, sonra Modern Türkçe ’ye, daha sonra da Çağdaş Türkçe adı altında lağım karışımına dönüştü. Osmanlı dilinde hazar (bin), Alê Osmanî (Osmanlı,) ser (baş), av (su), Seku- Sedir (şark köşesi kanepeleri), bab (baba), wext (zaman), gibi kelimeler Kurd dilidir. Wexta ki, derler halen. O zaman ki anlamını taşır. Tavla oyununun sayılarının hepsi halen Kurdçe sayılar olarak telaffuz edilir. Esas konumuz Türkiye kuruluşunda icat edilen dil Türkiye dili değildir. Kökü olmadığından, sürekli olarak eklemeler yapılıyor ise de, bir türlü bir ulus diline dönüştürülemiyor.

 

Bay Erdoğan bile Osmanlı diline dinelim. Bu dille Felsefe yapılamıyor, demek zorunda kaldı.

Yeni oluşan dil ile yeni oluşan kimlik ile, eski dil ve kimlikler yok olmuyor.

 

Yeni bir Devlet ile de yeni bir ırk icat edilemiyor.

Bu anlamda Türkiye ile Afganistan arasında paralel benzerlikler var.

 

Türkiye’de, Kurdlerden, Azerilerden, Türkmenlerden, Araplardan, Lazlardan, Abazalardan, Yörüklerden, Tatarlardan, Rumlardan, Ermenilerden Türk ırkını yaratmaya ve zorla yaşatmaya çalışıyorlar. Her ırkın mensubu olan çevrelere de, zorla aslınızı inkâr edin diyorlar, Görüldüğü gibi bir türlü istikrar ortamı oluşamıyor. Aslını inkâr etmeye hevesli soysuzlar, Türklüğü kabul edip, devlet yönetiminde etkin olabiliyorlar. Böylece, devlet yönetiminin işleyişi, suç örgütü tarzını aşamıyor.

 

Türkiye de de, ulus devlet yoktur. Devlet zoruyla, ‘‘Türkiye vatandaşı olan herkes Türktür” demekle, Türkiye vatandaşı olan her kes, Türk olmuyor. Ben Kurd’um. Sizin zorba ve çakma devletinizin zoruyla, aslımı inkâr etmeyeceğim. Demektir ki, Türkiye kurulduğunda her ırkın, kendi ırkını koruyabileceği, kendi dilini konuşup geliştireceği devlet yapısı oluşsaydı, Türkiye Devleti  kalıcı bir devlet olabilirdi. Bugünkü Türkiye’nin adı da, Anadolu Cumhuriyetleri  veya Anadolu Devletler Birliği olabilirdi. Amerika Birleşik Devletleri gibi. İngiltere’nin resmi adı, Birleşik Krallıktır, Ada da yerleşik olan dört ırktan oluşan Birleşik Krallık Devleti var. Welsh, İskoç, İrlanda (Kuzey İrlanda) ve İngilizlerin kendi ayrı parlamento ve para birimleri gibi kendi dil ve bayrakları da var. Küçücük Hollanda da bile, on üç ayrı bölge eyaletleri ve kendi temsilcileri var.

 

 

Elbette ki Hollanda gibi Birleşik Krallık yönetiminde de merkezi yönetim var. Böylesi yönetim tarzları zorda olsa, barbarca yönetime yönelmeleri durumunda, hepsi zarar eder. Türkiye de ise, bir avuç ne olduğu bilinmeyen zümre, kendilerine” Türküz” dedikleri gibi, o Türk olmayanları zorla, ‘‘sizde Türk’sünüz’’, diyorlar. Türkiye’nin yöneticileri, bu mantıkla Türkiye’yi yok edecekler.

Çüüüşşşşş be. Çüş ki nasıl çüş…

 

Ayrıca Türkiye de hiç bir zenginlik kaynağı da yoktur. Eninde sonunda biz Kurdler, Türkiye’den ayrılacağız.

Türkiye de, Afganistan’ın bugünkü durumuna düşecek. Türkiye’yi yöneten geri zekâlılar atıp tutadursunlar. Osmanlı nasıl bittiyse, Türkiye de bitecek.

 

Zulüm ile abad olanın ahı berbad olur. Doğanın kanunu budur, değişmez. Afganistan da, bir ulus devleti değildir. Resmi dilleri Farizî, yani İran dilidir. Uydurma bir dil icat etme zahmetine girmemişler. Türkiye’de olduğu gibi kendilerinin de eşit hakların korunması çerçevesinde Federal bir devlet yönetimini oluşturamamışlar. Doğal zenginlik kaynakları da yok. Din inancını kullanarak bir arada kalıcı devlet yapısını oluşturamazlar. Dolayısıyla şimdi iç savaş derinleşecek.

 

Mülteci konusu ise insani bir olaydır. Bay Erdoğan, son yıllarda mülteci olayını kendi karakterine uygun olarak barbarca yöntemlerle, malzeme olarak kullanıyor. Şimdi, kuduz  köpekleri gibi onun ağzının salyası akıyordur. Her zaman olduğu gibi, barbarların çatışmasının mağdurları, sıradan günahsız sivil vatandaşlardır.

Mülteci olayını zor durumda olan insanlara yardımcı olmanın dışına taşımak, ahlaksızlıktır.

 

ABD ve NATO müttefik gücü yirmi yıl sonra Afganistan’da halkı, barbar bir gücün inisiyatifine terk etmemeliydiler. Bu tarihi bir hatadır. Bunun insanlık dramı derin acılara neden olacak. Yirmi yıl sonra Afganistan’ı, Taliban’a geri teslim edecektiyseniz, niye orada yirmi yıl kaldınız. Bay Biden’nın bu öngörüsüzlüğü dünyanın uygar düzenine çok ağır olumsuz bir darbedir. Artık düzeltilmesi de mümkün değildir.

 

Şimdi bizler, tarihten ve önemli her olay gibi, şimdiki Afganistan’da ki gelişmelerden de ders çıkararak, kendi yolumuza devam ederek, Kurdistan Birleşik Devletlerini resmileştirmeye kararlı çalışmalarımızla devam edeceğiz.

 

ABD ve NATO ittifakının, üç yüz bin Afganistanlıyı uzman asker olarak yetiştirdiğini de görmemiz gerekir. Kendilerine kara ve hava kuvvetlerinin en gelişmiş modern silahların da verdiklerini unutmayalım. Afganlara yapılmış olanlar, bizim kahramanlarımıza sunulsaydı, Kurdistan işgalcilerini bir yılda duman ederlerdi.

 

Bizim hükümetimiz, ABD ve İsrail ile müttefiklik ortaklığı kararını değiştirmeyecektir, Kurdistan halkı ve Afganistan olayları arasında hiç bir benzerlik yoktur.

 

Afganistan’da gördüğümüz gelişmeler, Kurdistan Birleşik Devletleri projesini çerçevesinin ve hükümetimizin hedefini çok daha fazla görülür kılıyor. Afganistan’ da ki son gelişmelerden sonra biz, çok daha fazla iyi durumdayız. Bizim işimiz, Kurdistan devleti halkının çıkarlarına hizmet olduğunun anlaşılmasını dileriz.

Yarın, dünya alt üstte olsa bizler Kurd halkı ve Kurdistan için en doğrusunu yapmak zorundayız