K4, SUÇ ÖRGÜTÜ DEVLETLER, OLOF PALME CİNAYETİ, KURDİSTAN DAVASI GERÇEKLERİ(1)

0
220

12 Eylül ile birlikte Kurd siyasi hareketleri farklı ve etkin arayışlara yönelmişlerdi. PKK Kurd halkı adına silahlı kurtuluş mücadelesi başlatmıştı.

 

İsveç Başbakanı Sayın Olof Palme’nin başını çektiği siyasi bir çalışma ile Kurdlerin,Türkiye’de temel insani haklarının devlet güvencesiyle kabul edilmesi gündemdeydi. OlofPalme dahil, Avrupada hiç bir devlet yöneticisi bağımsız Kurdistan için hiç bir mücadeleyi desteklemiyordu. Avrupa devletlerin istisnasız hepsi, Türkiye devletinin Kurd halkına yönelik zulmünü, kendi çıkarları için malzeme yapmaktan başka hiç bir çalışma yapmadılar. Türkiye devletini yönetenler de Avrupa devletlerinin bu duruşlarını çok iyi bildikleri gibi Avrupa kamuoyunun önemli bir bölümünün, genelde insan haklarına karşı, özelde de Kurdlerin içinde bulunduğu duruma karşı çok duyarlı olduklarını biliyorlardı.

Hem Türkiye devletini yönetenler hem de Avrupa devletlerini yönetenler Avrupa kamuoyunun Kurdlere karşı barbarca uygulamalara karşı çok hassas ve duyarlı olduklarını çok iyi bildiklerinden dolayıdır ki Türkiye ve Avrupa devlet yöneticilerinin, müştereken Kurdlere yönelik zulüm ve kötülükler yaparken, yaptıklarını kamuoyundan gizli tutmaya özen gösterirlerdi. Bunların Kurdlere yönelik yaptıkları suç teşkil eden kötülükleri açığa çıktığında, hemen işbirliği yaparak gündemi değiştirirlerdi. Bu süreçlerde, Türkiye devletinin tetikçileri olan basın yayın çevreleri ve Avrupa devletlerinin de aynı çerçevede tetikçileri olan basın yayın çevreleri, özellikle de uzman görünümünde sahtekâr tetikçi uzmanları, hep bir ağızdan kuduz köpekleri gibi bir taraftan yalanları doğruymuş gibi yazıp yayınlayarak halkı bilerek yanlış yönlendirirler. Diğer taraftan da doğruları söyleyen çevrelere de iftiralarla şuursuzca saldırarak, söyleyenleri ve söylemleri itibarsızlaştırmaya çalışıyorlardı. Bunları yaparken, gerçekten kuduz köpekler gibi saldırganca davranırlar.Kurd halkı adına siyaset yapanlarve basın yayın çevreleri de bu oyunları tamamıyla kavrayıp boşa çıkaracak düzeyde ve kapasite de değildi. Bugün için de Türkiye ve Avrupa devlet yöneticilerinin, onlara bağlı basın yayın çevrelerinin, sahtekar uzmanların, Kurd siyasi basın ve yayın çevrelerinin durumu değişmemiştir.

Bu durumun değişebilmesi için Kurd halkının kendi bağımsız resmi devleti olmalıdır. Bağımsız Kurdistan devleti yöneticileri geçmişte yapılmış olan kirli oyunların hesabını sorabileceği gibi, yeni kirli oyunların oynanmasına fırsat vermez.

Bu bilgi izahatını yaptıktan sonra, 12 Eylül askeri darbesi ve dönemin İsveç başbakanı sayın OlofPalme’nin katledilişinin Kurd meselesiyle bağlantısının nedenleri görülmelidir.