KURDİSTAN SİYASİ KİMLİK ÇIKMAZI

0
106

Biz Kürdler yüz yıldır kendi welatımızda kendi evimizde siyasi yaşamımızı, askeri gücümüzü, ekonomik olan haklarımıza sosyal ilişkilerimizde kültürel alışkanlıklarımızı en önemlisi de dünyanın en çok zengin kelime hazinesine sahip dünyanın en eski dili olan güzelim dilimizi ve eğitimimizi işgalcilere bağımlı hale getirdik. Bu bizim hatamızdır. Bizim kusurumuzdur. Kürdler adına siyaset yapıyor olan çevreler bu hususta en çok suçlu ve günahkârdır.  Özellikle Türkiye’de bu husus Kürdlere yönelik soykırım uygulamasında en çok etkin mekanizma haline dönüştüğünü bilmeliyiz. Biz Kürdler için işgalcilerin siyasi partilerinin hiçbirisinin bir diğerinden farklı olmamalıdır. Çünkü Türkiye siyasetinde CHP içinde iyi bir şahsiyetin olması CHP’yi Kürdler için iyi bir siyasi parti yapmaz. CHP Kürd halkının yok olmasında temel rol oynadığı gerçeğini unutmamalıyız. 1923 yılında Türkiye’nin devlet resmi devlet statüsü almasından bugüne Kürdlerin liderlerini asan, sivil vatandaşları barbarca katleden, Kürdleri sürgüne zorlayan Kürdleri yok etmeyi amaçlayan kanunları çıkaran CHP’dir. Demirel, şimdi de Erdoğan iktidarları CHP çizgisini izlemektedir.  Biz Kürtler ölüm uykusundan uyanmak zorundayız. İşgalcileri tamamen reddetmeliyiz. Biz işgalcileri reddetmeden işgalcilerin sömürüsünden ve zulmünden kurtulamayız.  Kendimizi ucuz hesaplarla kandırmaktan vazgeçmek zorundayız.  Türkiye devlet siyaseti Kürdleri imha etmeyi amaçlar.  Bu Türkiye devletinin gizli bir sırrı değildir, çok açık devlet politikasıdır.  Hepimiz bunu yaşayarak gördük. Biliyoruz ki şimdiki AK Parti’nin lideri Erdoğan Kürd halkının baş düşmanıdır. Kürdlere yönelik dostluk ve kardeşlik söylemleri de onun sinsi planlarının bir parçasıdır.  Samimiyetsiz bir sinsidir ve Kürd düşmandır, bunu unutmayalım.  Suriye ve Irak’ta Kürdlerin güçlenmemeleri için Türkiye’nin tüm silahlı güçlerini seferber eden Erdoğan’ın kendisidir ve Kürdlüğü yok etmek için IŞİD, El Nusra, Özgür Suriye Ordusu ve Milli Suriye Ordusu gibi terör örgütlerini İslam adı altında kurup organize eden yine Erdoğan denen kuduz köpeğidir.  Türkiye’nin diğer siyasi partileri ve liderleri de Erdoğan’dan farklı değildir.  Biz Kürdler şimdiye kadar bu Kürd düşmanlarına aldandık.  Artık bu basitlikten kurtulmak zorundayız.  Türkiye’nin mevcut siyasi partilerinin herhangi birisinde Kürdlere hizmet ettiklerini söyleyenler de kendilerini kandırıyorlar. Esasen Türkiye’nin mevcut siyasi partilerinin herhangi birisinde siyaset yapıyor olan Kürd şahsiyetlerde Kürdlerin yok olmasına hizmet ettiklerini bilmelidirler. Diğer taraftan orada edindikleri edinimler de kendileri içindir. Kürd halkı için hiçbir şey yaptıkları yok. Kendileri için edindikleri edinimler de kalıcı değildir. Eninde sonunda kendileri de bu barbar işgalcilerin hedefi olacaklarını bilmelidirler. Türkiye Kurdistan’da işgalcidir. Kürdlerin varlıklarını koruyabilmeleri için işgalin son bulması gerekir. Bu siyasi şahsiyetler de onur ve şeref varsa Kürd halkının hak ve hukukunu korumaya yönelik işgale karşı çıkmalıdırlar.  Yapabilecekleri tek hizmet bu olmalıdır. Son yüz yıl bunu bizlere öğretti.  İşgalcilerin kanunlarıyla,  işgalcilerin diliyle, işgalcilerin varlıklarına egemenliklerini sürdürmelerine hizmet etmek işgalcilerin Kurdistan topraklarında varlıklarını meşrulaştırmaktır.  Bunu bilmeliyiz,  bunu bilmeyen hiçbir Kürdün olduğunu sanmıyorum. Buna rağmen gidip işgalcilere hizmet edenlerin kendi yaptıklarını da çok iyi görmeleri gerekir.  Halkımızda bunları iyi görmelidir.  Bu da Kürdlüğe ihanet ve Kürd düşmanlığıdır.  Bunu kabul etmek zorundadırlar.  Biz Kürdler için tek çıkar yol; Bağımsız Kürdistan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesidir. Bu amaca hizmet etmeye odaklanıp Kürdlüğümüze sahip çıkabiliriz, başka da yolumuz yoktur.  Bu hizmetin zorluklarını nasıl aşacağımıza bakmalıyız.  Bu amaca hizmet etmeliyiz ama başka alternatifimizin de olmadığını kabul etmeliyiz. Eğer Kurdistan Birleşik Devletleri’nin resmileştirmezsek biz Kürdler tamamen yok oluruz ve şimdi bize dayatılan da yok olmaktır.  Kurdistan Birleşik Devletleri’nin resmileştirmek amacıyla ve bu amaca hizmet kararıyla 2018 yılında İsviçre’nin Lozan şehrinde kurmuş olduğumuz hükümet ilanını da bu amaçla gerçekleştirdik. Bizim halkımıza inanç ve kararımız budur.

Saygılarımla, Hisên Baybas