HAK SAHİBİ; SÖZ SAHİBİDİR VE KARAR VERİCİDİR

0
76

Kürd halkının kendi bağımsız welatında yaşaması doğal hakkıdır. Bunu tartışma konusu yapmamalıyız.  I.Dünya Savaşı sürecinde İngiliz ve Fransızlar’ ın öncülüğünde Osmanlı topraklarının parçalanması Osmanlı’nın yok edilmesi hedeflendi. Savaş sürecinde o zaman ki Osmanlı topraklarında yeni devlet statüsü alan ülkelerin hepsi İngiliz ve Fransız’larla anlaşarak Osmanlı’ya karşı Osmanlı’ya karşı savaştıkları için şimdi devlettirler. Osmanlı’nın bir parçası olur Osmanlı’ya karşı İngiliz ve Fransızlarla savaşmayan tek halk, Kürd halkıdır. Dolayısıyla İngiliz ve Fransızlar Kürdistan topraklarını zorla Kürdlerden alıp kendisine bağlı yeni devletlere verdiler. Yeni devletleri de kendileri kurdular. Osmanlı’nın topraklarını da böylece parçalamış oldular. O süreçte Türkiye diye bir devlet yoktu ama Kurdistan binlerce yıllık devlet olarak vardı. Kurdistan Kralları 1514 yılında, Osmanlı Devleti ile müttefiklik temelinde ortaklık anlaşması imzaladıkları o tarihten sonra da Kurdistan olarak Osmanlıların müttefiki konumuyla statüsünü korudu. Osmanlı arşivlerinde bu tarihi gerçek bilgiler herkese açıktır. 1514 yılına kadar Kurdistan olarak bilinen Kürtlerin welatı 1514 yılından itibaren ise Kurdistan’ nın adı Osmanlı Kurdistan’ı olarak belgelerde yer alır. I. Dünya Savaşının bitimi ile işgalcilerin ve onların işbirlikçilerinin yönetiminde oluşan yeni devletler türedi. Osmanlı ve Kurdistan’ a zorla el koydular.  İngiliz ve Fransızların işbirliği ile Mustafa Kemal ve onun kumandasında olan Kuvayi Milliye’ de 1923 yılında İsviçre’nin Lozan şehrinde kuruluşunun karar verilmiş olan yeni Türkiye’nin yöneticileri olarak atandılar. Bizim şirketimize memura atadığımız gibi. Saddam sonrası Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ta oluşturduğu siyasi gelişmeler gibi.  Ama Irak parçalara bölünmede, Osmanlı ise parçalara bölündü ve tamamen yok edildi. 1923 yılına kadar Türkiye diye bir devlet yoktu. 1920’de Ankara’da geçici olarak kurulan meclis kuruluş ve yönetim şeklini de kararlaştıranlar İngilizler ve Fransızlar’ dır.  Yöneticilerini de yine aynı işgal güçleri atadılar. Mustafa Kemal Osmanlı ordusunda askeri personel iken İngiliz ve Fransızlarla birlikte Osmanlı’nın tarihten silinmesi için Kuvayi Milliye’ nin oluşmasını organize etti.  Mustafa Kemal ve Kuvayi Milliye mensupları kahraman değil vatan hainidirler.  Osmanlı’nın yok olması için işgalcileri koruculuk yaptılar. Maaş karşılığında işgalcilere hizmet ettiler. Karşılığında da yeni kurulan Türkiye’nin başına yönetici olarak atandılar. 1919 yılında Osmanlı sultanının özel yatını gemiye dönüştüren silah, cephanelik, yiyecek ve giyeceklerle dolduran yine İngiliz ve Fransızların yönetimindeki işgal güçlüydüm aynı gemiyi İstanbul’dan Samsun’a gönderenler de İngiliz ve Fransızlar’ dır. Mustafa Kemal kendisi ile aynı gemiye Samsun’a Oradan da Erzurum’a giderek Erzurum Kongresi’nin organize edenlerin hepsi 3 aylık maaşlarını işgal gücü yetkililerinden peşin aldılar. Mustafa Kemal ve onunla birlikte yola çıkan Kuvayi Milliye mensuplarının 3 aylık maaşlarını peşin almadan İstanbul’a yola bile çıkmadılar. Bu bilgiler hem dönemin arşivlerinde hem de birçok kitaplarda yazılıdır. Bu hususta iki kitabın adını paylaşmak isterim. Ebedi Şef bir adam ve Milli Şef İkinci Adam adlı kitaplarda bu husus detaylarıyla yazılıdır. Ebedi Şef bir adam adlı kitap Mustafa Kemal’in diğeri de İsmet İnönü’nün hayatını yazar. Kürd halkının kanıyla beslenen Türkiye’nin kurucu ve yöneticileri gibi sahtekâr tarihçilerde ve sözde uzmanları da bu tarihi gerçekleri görmezlikten gelen ucuz maskara kişilikler olduğunu da bilelim ve doğruları unutturmayalım. Türkiye’yi yönetenlerin ve onların işbirlikçilerinin Kürd halkına yönelik işliyor oldukları suçların bedelini cezasını Kurdistan Birleşik Devletleri mahkemelerinde alacaklardır. Payitahtımız Amed’in Sur içindeki Kurdistan Birleşik Devletleri mahkemelerinde verilecek bu kararları suçluların evlerinde uygulayacağız. Bu kuduz köpeklerini asla ve asla affetmeyeceğiz.  Halkımız bunları bilmeli, bunlara inanmalı, o günün geldiğini de bilmeli ve hazırlıklı olmalıdırlar. Bu yazının içeriği Kurdistan’ın varlığının bilinmesi ve bağımsızlık statüsünün yeniden elde edilmesinin gereğinin yapılacağını izah ederken kıs tarihi bilgileri hatırlatmayı gerekli gördüm. I. Dünya Savaşı sürecini  okumak isteyen soydaşlarımız asil Kürd şahsiyeti  Doktor Nuri Dersimi’ nin  ‘Kurdistan Tarihinde ı Dersim ve Hatıratım’’ adlı kitaplarını da mutlaka okumalıdırlar. Bu arada Nuri Dersimi hocamızı da buradan saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

Bir hatırlatmayı zorunlu görüyorum. I.  Dünya Savaşı sürecinde Yahudiler de İngiliz ve Fransızlarla işbirliği yapmadılar ve Osmanlı’ya karşı savaşmadılar. Dolayısıyla I. Dünya Savaşı sürecinde Yahudiler de bağımsız devlet sahibi olamadılar. Yahudiler, 2. Dünya Savaşı sürecinde İngilizlere karşı savaşarak bağımsız İsrail Devleti’ni kurdular.  İsrail Devletini kuranlara yalnızca Amerika Birleşik Devletleri yardım etti. Gerçek tarihi bilgi budur. I.   Dünya Savaşı sürecinde İngiliz ve Fransızlar da işbirliği yaparak Osmanlı’ya karşı savaşıp Filistin Devleti’ni de kuranların tamamı Filistinli Araplar’ dı.   I.  Dünya Savaşı’nda İngiliz ve Fransızlar da işbirliği çerçevesinde şu an Filistin Devleti tamamen İngiliz mandası yani İngiliz sömürgesi olarak kuruldu.

Biz Kürtler yeni tarihimiz gibi coğrafyamızın tarihini de çok iyi bilmeliyiz. Dünya tarihini de çok öğrenmeliyiz. Kendimize verdiğimiz huzurumuz gibi gelecek nesillerimizin de güven, istikrar ve refah içinde yaşamalarını idame edebilmeleri için bağımsız Kürdistan Birleşik Devletleri’ni resmileştirmek zorundayız. Bu amaçla çalışmalarımızın yürütmemizin zorlukları vardır. Bunun ağır bedelini ödeyen biri olarak, zorlukları en iyi bilen insanlarımızdan biriyim. Kendim ve ailemin bireylerimin de çekiyor oldukları zorlukları da paylaşmaya gerek görmüyorum. 1995 yılının 24 Aralık ayından bugüne kadar Hollanda ve Türkiye devletlerinin anlaşmaları sonucu Hollanda’da esir ve rehine olarak yaşıyorum.  Bu iğrenç bir ortamdır ancak faşist ve barbar Türkiye devletinin kimliğiyle yaşamak benim için çok daha fazla iğrençtir. Türkiye’yi Osmanlı’ya ihanet ederek kuruluşunda yer almış olan Mustafa Kemal ayyaşı ve onun Kuvayi Milliye çetesinin bireylerin tamamı bugüne kadar Türkiye’yi yönetenlerin hepsinin, hiçbiri Kürd’ün en kötüsünün kapısındaki bir it kadar bile değerli değildirler. Suriye Irak ve İran’ın kuruluşunda yer alan zebaniler de,  o ülkeleri yönetenlerde Kürd’ün en kötüsünün iti seviyesinde bile değildirler. Kuruluşunu ilan ettiğimiz çalışmalar kararlılıkla yürüyor. Bazı kendini bilmezler bizim bu çalışmalarımız için;  ‘‘hayaldir, asla gerçekleşmez’’ gibi basit ucuz söylemlerde bulunuyorlar. Şahsıma yönelik bazı ucuz tavsiyelerde bulunmaları gibi sinsice tehdit edenler de bulunuyor ki onların hepsine cevabınız;  it ürür kervan yürürdür.  Bizler Kurdistan Birleşik Devletleri projesinin kervanıyız.  Hiçbir güç bizi bu hedefimizden alıkoyamaz. Süreç müddetince it itliğinin yapacaktır. Bizim yiğitlerimiz de olağanüstü yiğitliklerini yapacaklardır. Kürd halkı dünyanın en asil ve soylu halkıdır. İşgalci kuduz itlerinin dayatmasıyla yolunu şaşırmış olan insanlarımız da kendi soylarına hizmet etmeye öğreneceklerdir. Bizler kararlılıkla hedefimize odaklanmalıyız ve gerekirse günün yirmi dört saatini çalışma ile geçirmeliyiz.

Slav û rez.

Saygılarımla, Hisên Baybas