TÜRKİYE’DE UYUŞTURUCU BARONU KİMLERDİR?

0
607

Merhum Turgut Özal ve Adnan Menderes’in dışında Türkiye’yi yönetenlerin hepsi ya sapıktır ya da kriminaldir. Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan ve Erdoğan aileleri uyuşturucu baronudurlar.

İŞTE BELGELER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kurdistan topraklarında işgalci olan faşist Türkiye devletini yöneten soyguncu çete bozuntusu sürekli olarak benim haber sitemin Türkiye erişimini kapatma kararları alabilir ve uygulayabilirler.  Bu uygulamaları kendileri için muhalefet olan her sese saldırdıklarının kanıtıdır. Genel anlamda da diktatörlükle yönetilen baskı rejimlerinin de yapacağı budur.

Böylesi bir devlet ve yöneticileri Lice, Muş, Bingöl, Solhan arasında kendi kontrollerinde kenevir yani esrar ekiyorlar. Ektikleri alanlar da 300, en çok 500 metre karakol binalarına mesafededir. Esrarı ekiyorlar, esrar fidesinin esrara dönüşen bölümünü kesip karakollarda kurutuyorlar ve piyasaya sürüyorlar. Diğer kalan fidenin gövdesini de yakıyorlar. Onu yakarken de kaydedip dünyaya yalan haber olarak yayıyorlar. Böylesi faşist bir devletin yapacakları da bu olur. O bölge, Türkiye’de yaşayan bağımsız bütün sivil toplum örgütlerine açıktır. Buyurun gidin, görün. O bölgede Türkiye devletinin güvenlik birimlerinin kontrol edemediği bir kilometrelik alan yoktur. Yine o bölgede devletin güvenlik birimleri geceleri saklanıyorlar. Geceleri de kurd savaşçıları üç beş kişilik gruplar halinde dolaşıyorlar. Oralarda görev yapıyor olan şahısların hepsi bu doğruları biliyorlar. Gündüz ise PKK mensuplarını ya da başka örgüt adına oralarda faaliyet yürütenlerin hiçbirini göremezsiniz. Gündüzleri de kurd savaşçılar ve oralarda aktif olan diğer örgütler kendi güvenlikleri için gezmiyorlar. Gezdikleri zaman da görülürler. Türkiye devletinin güvenlik görevlilerin dışında iha ve sihalar cirit atıyorlar gündüzleri. Bu şekilde her kilometresini gözetliyorlar. Bir dönümlük alanda bile esrar ekili olursa görürler. Son yıllarda gündüz buralarda kurd savaşçıların bir tanesi görülmemiş. Her metrekaresi gündüz vaktinde devletin birimlerinin kontrolünde olduğunun gerçeğini biliyoruz ve bu gerçekler ışığında PKK’nin veya kurd köylüsünün orada devlet birimlerinin izni olmadan kenevir esrar fidesini ekmeleri olanaksızdır.

Aynı faşist devletin bir de ikinci yüzüne bir bakalım. 2019’da alınan esrar ekimi kararlarını burada dikkatinize sunuyorum. En başta tr.sputniknews.com Türkiye haberine bir bakın. Başlığı şöyle diyor Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasının ardından tekstilden otomobil sektörüne geniş kullanım alanı bulunan kenevir üretimine ilişkin tarımsal politikalar yeniden şekillendiriliyor. Bu başlık altında yeniden düzenlemenin kanun maddelerini cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın özel açıklamasını Tarım Ve Orman bakanı Bay Pakdemirli 19 ilde kenevir üretimine izin veriyoruz açıklaması var. Türkiye’de fazla yankı bulmayan bu çok önemli bir haber, Türkiye’deki faşist devletin uşağın haline dönüşmüş olan haber kurumlarının her nedense dikkatini çekmemiş. Akla gelen soru şu olmalıdır: 19 ilde kenevir ekme iznini veriyorken siz, Solhan, Muş, Bingöl, Lice, Kulp, Genç civarındaki hint kenevirinin ekilmesine niye izin vermiyorsunuz? Kurd çiftçisinin de diğer 19 il gibi bu kenevirden yasal çerçevede yaralanmasına niye izin vermiyorsunuz? Eğer hint keneviri zararlı bir ürünse, niye 19 ilde üretime teşvik veriyorsunuz. Bu ikiyüzlülüğünüz sebebi nedir? Lütfen izin verilen illerin isimlerine iyi bakın. 19 il içinde kurdistan bölgesinde yalnız iki il var, Malatya ve Urfa. Siz kendinize devlet diyebilirsiniz. Kurd halkını hak ve hukukunu çiğneyebilirsiniz. Kendi işliyor olduğunuz suçları yüz kızartıcı suçları kurd halkının işlediğini veya kurdistan halkının kurtuluş mücadelesini veriyor olan kahramanların işlediğini söyleyerek halkı kandırabilirsiniz. Peki, bu gerçeklere ne diyorsunuz? Diğer bir soru daha. Lice, Solhan, Bingöl, Genç bölgesinde mısır ve sebze ekenlerin bile ekinlerini yakıyorsunuz. Bunu hangi ahlaki ve hukuki çerçevesinde izah edebilirsiniz? Niye Rize’de esrar ekimine izin veriyor ve eken çiftçilere destek veriyorsunuz da niye Lice Bingöl arasındaki çiftçilere aynı olanağı vermiyorsunuz?. Daha da önemlisi kendi güvenlik birimlerinizin ektiği esrarı niye kurd halkının özgürlük savaşçılarının ektiğini yalan olarak kamuoyuna yayıyorsunuz. Benim sitemi kapatmak sizin yalanlarınızı örtbas etmeyecek değil mi?

Şimdiye kadar değinmek istemediğim bir haberi daha sizlerle paylaşayım. Recep Tayyip Erdoğan’ın ağabeyi, Mehmet Erdoğan’ın oğlu yine ismi Mehmet Erdoğan olan yeğeni İstanbul’da 50 kilo esrar ile yakalanmış. Yeğen Erdoğan on iki kişiyle beraber bir şebeke üyesiymiş. Ntv.com.tr haberinin(https://www.ntv.com.tr/turkiye/basbakanin-yegeni-esrarla-yakalandi,K1u5_sKQc0S9XiyV0kJ_pw) 12/02/2010 tarihli yayınına bir bakın. Erdoğan efendiye sormuşlar ne olacak diye, adalet ne derse o olur demiş. Ama gerçekleri biliyor olanlarımız bu yalanlara ve devlet gücü kullanarak baskı uygulamalarına boyun eğmeyeceğiz. Türkiye halkının hepsini bilmesini istiyorum. Recep Tayyip Erdoğan ve tüm sülalesi Kasımpaşa’da fişek’çilik yaparlardı. Çocukluk yıllarında Recep Tayyip Erdoğan tepsi üstünde simit satarken cebinde de fişek satardı. Ailesinin hepsi bunu yapardı. Ama kendisi bunu bizzat yapardı. Recep Tayyip Erdoğan’ın çocukluk yıllarında Kasımpaşa’daki hayatını bilen herkes bunu bilir. Özelikle istihbarat kurumları bunu iyi bilir.

Fişek ve fişekçilik ne anlamdadır?

Kasımpaşa’da o dönemlerde esrar satan ailelere torbacı derlerdi. Erdoğan ve ailesi de o ailelerden biridir. Toz esrarı yuvarlak küçük bilye şeklinde sıkıştırıp kâğıda sararlardı ve öyle satarlardı. O toz şeklindeki esrara fişek denilirdi. O dönemlerde Kasımpaşa’dan geçen her arabanın önüne kadınlar ve çocuklar atılırlardı ve hangi uyuşturucu maddesini istediklerini sorarlardı. Esrar için fişek ister misin abi, amca derlerdi. Recep Tayyip Erdoğan onlardan biriydi. Yani onun abisinin oğlu 50 kilo esrarla yakanmışsa, bu o ailenin iş alanıdır. Benim için soru işareti taşıyan husus, faşist devletin yöneticilerine veya faşist politikalarına muhalefet olan herkesi, her aileyi kaçakçı, uyuşturucu, terörist gibi yakıştırmalarla suçlayanlar devletin kirli dişlisi haline gelmiş olan pislik sürüsüne dokunmazlar. Ne tür suç işlerlerse işlesinler görmezlikten gelirler. Böylesi bir yönetime devlet diyemezsiniz ve öylesi bir anlayışın asla uygar bir yapıya dönüşemeyeceğini ben size söyleyeyim. Şimdiye kadar soyguncu devlet yöneticilerinin emirleri doğrultusunda şahsıma ve ailemi yönelik iftira kampanyaları için sürekli yalanları yazıp çizenlere soruyorum bu gerçeklere niye gözünüzü kapatıyorsunuz? Sizin bu doğruları kabul edemeyecek kadar kahpe olduğunu biliyoruz. Siz elinizden gelenin en kötüsünü yapmaktan geri kalmayın, biz de elimizden gelenin en iyisini yapmaya devam edeceği. Ta ki sizin gibi pislik sürüsünü kurdistanın kutsal topraklarından kovana kadar.

Türkiye de veya dünyanın herhangi bir yerinden isteyen kendi e-devleti üzerinden benim dosyama bakabilirler. Benim yaşamımda hiçbir sabıka yoktur. Ama sürekli Türkiye’de ve güçlerinin yettiği dünya devletlerinde ve şimdi Hollanda’da olduğu gibi yalan iftiralarla sahte belgelerle suçlu gibi gösterip rehin gibi hapishanelerde tutulmamı sağlamışlar sonuçta ben davaların hepsinden beraat etmişim. Şimdi rehin olarak tutulmamın gerekçesi gibi gösteriliyor olan Hollanda’daki davayı da kazanacağım ve beraatla sonuçlanacak. Türk halkının bilmesi gereken sizin adınıza yapılıyor olan çirkeflikleri siz onaylıyor musunuz? Soylu tarihe sahip kurd soydaşlarıma söylüyorum, doğruları öğrenmek için araştırın ve doğru bilgilere sahip olun. Türkiye’yi yönetenler gibi kurdistanı işgal eden diğer faşist devletin ve vatandaşları hiçbiri kurd halkının başına egemen olma özelliklerine sahip değil. Biz o yetkiyi onların elinden almamız gerekiyor. Beni sürekli olarak hedeflemeleri benim için daha fazla çalışmanın malzemesidir.

Saygılarımla, Hisên Baybas.

 

https://www.ntv.com.tr/turkiye/basbakanin-yegeni-esrarla-yakalandi,K1u5_sKQc0S9XiyV0kJ_pw