KÜRT SERMAYESİNİN ULUSALLAŞMASI GEREKİR

0
310

1789 Fransız Devriminden sonra kurulan ulus devletler, ulusal bir pazar oluşturup temellerini ona dayandırmışlardır. Ulusal pazar ve ulusal sermayesi olmayan halkların devletleşmesi çok zordur. Ulus devletin amacı zaten ulusal bir pazar oluşturmaktır. Kürdistan ‘da ulusal bir pazar ve sermaye söz konusu değildir. Bu yönlü yapılan bazı çalışmalar ne yazık ki Kürdistan’ ı işgal eden devletlerin baskısıyla tasfiye edilmiştir.

Bir ulusu ulus yapan en önemli faktörler ortak tarih bilinci, ortak dil ve kültür , ortak coğrafya ve ortak ulusal pazardır.Yani tarih birliği, dil ve kültür birliği, coğrafya birliği, ortak amaç ve çıkar (ulusal pazar ve sermaye) birliğidir. Bugün Kürtlerin ortak bir tarihi bulunmakta; ortak dilimiz Kurdi de vardır, ortak coğrafyamız Kürdistan’dır, ve ne yazık ki ortak ulusal bir pazarımız ve sermayemiz bulunmamaktadır. Kürtler siyasi anlamda bulundukları ülkelerde nasıl ki bir çok siyasi parti ve hareketlere bölünmüşlerse ekonomik anlamda da bir parçalanmışlık söz konusudur. Bulundukları ülkelerde işgalci devletlerin sermayelerine entegre olunmuş ve ulusal bir ekonomik faaliyet söz konusu değildir. Ekonomik faaliyetleri bireysel ve şirketler düzeyinde kalmaktadır. Hem diasporadaki hemde işgalci devletlerde ekonomik faaliyet yürüten Kürt iş adamlarının ortak ulusal bir sermaye ve pazar etrafında bir araya gelmesi Kürt ve Kürdistan davası için çok büyük bir önem arz etmektedir. Daha önce COLAKURD projesi vardı. Bizim iş adamlarımız bunu değerlendiremedi ve TC bunu alıp taklit etti. Bu konuda Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümeti olarak ortak bir Kürt sermayesinin oluşması için çalışma yürütmekteyiz. Mesela Kürtlere ait ulusal bir banka AB’de kurulmalıdır. KURDBANK diye bir banka kurulursa sadece diasporadaki Kürtlerin müşteri olması, Kürtçe hizmet vermesi büyük bir kazanç olacaktır. AB’de sadece 3-4 milyon Kürdün yaşadığını düşünürsek bu bazı AB ülkelerinin nüfusundan bile fazladır. Ayrıca ulusal sermaye ile ortaya çıkacak sinerji ile çok büyük yatırımların da önü açılmış olacaktır. Bu şekilde sermaye sadece bazı aile, şirket ve şahısların çıkarlarından çok hem kendilerine hemde Kürt ve Kürdistan davasına hizmet etmiş olur. Bu birliktelikte yer alan iş adamlarımız da daha fazla kazançlı olurlar. Kazan kazan yöntemi ile daha fazla başarı elde edileceğinden kimsenin kuşkusu olmasın.

Hem siyasi hemde ekonomik anlamda hükümetimiz bünyesinde çalışma yapmak isteyen bütün soydaşlarımıza kapımız açıktır. Prensip ve ilkelerimiz herkes tarafından bilinmektedir. Bağımsız Birleşik Kürdistan ‘dan hiçbir şekilde taviz vermeyiz. Bizimle çalışma yürütmek isteyen soydaşlarımız bu temelde bize gelebilirler. Diğer bir husus da'”ben olmazsam olmaz” yaklaşımını kesinlikle red ediyoruz. Her türlü öneri, eleştiriye açık olmakla beraber, kendilerini tepede gören, halka tepeden bakan, kendini beğenmiş kariyelist tiplerin çalışmalarımızda yeri yoktur.

Güçlü bir Kürt Ulusal sermayesi olduğunda işgalci devletlere boykot uygulandığında daha somut ve etkili sonuçlar alınabilir. Bugün ROJAVA işgali için yapılan TC mallarını boykot etme eylemi sadece bireysel ve bazı sosyal dernekler bazında kalmaz, ulusal sermaye sayesinde hem ulusal bir tavır olur hemde etkili sonuç almak mümkün olurdu. TC ‘yi ekonomik anlamda zora sokacak bir çalışma olurdu. Diğer bir husus bugün Güney Kürdistan’ da ve Kürdistan ‘ın diğer paçalarında onlarca Türk Şirketi yatırım yapmakta ve büyük kazançlar elde etmektedirler. Hatta bazı şirketlerin özellikle TC’de Kürt ve Kürdistan düşmanlığı yapan bazı parti ve hareketler ile bağlantıları vardır. Yani Kürdistan ‘da kazandıkları para ile Kürt düşmanlığı yapılıyor ve bu paralar Kürdistan’ a bomba olarak yağıyor. Bu konuda Güney Kürdistan yönetiminin ve diğer parçalarda büyük Kürt partilerinin daha ulusal ve Kürdi bir tutum almalarının Kürt ve Kürdistan davası için daha hayırlı olacağına inanıyoruz. Kürtler arası diyalog, yardımlaşma, dayanışmayı esas alan bir vizyon sahibi olunması Kürt ve Kürdistan davasına büyük hizmetler edecektir. Bugün Kürdistan ‘da siyaset yapan bütün Kürdi partilerden ve Güney Kürdistan yönetiminden beklentimiz bu yöndedir. Kendilerinden öncelikle Kürt işadamlarına pozitif ayrımcılık yapmalarını bekliyoruz.

Herkesin eksiklikleri, hataları, yanlışlıkları olmuştur, olacaktır. Önemli olan hepimizin ortak bir payda da bir araya gelmemizdir. Oda Bağımsız Birleşik Kürdistan ‘dır. Bu konuda Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümeti olarak kapımız bu prensiplerden ödün vermeyen bütün parti, hareket, aydın, sanatçı, işveren, öğrenci, işçi, kadın soydaşlarımıza kapımız açıktır. 24 Temmuz 1923’te Lozan Antlaşmasının imzalandığı bina ve odada 24 Temmuz 2018’de Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümetinin ilanını yaptık.Bunu basın ve kamuoyuyla paylaştık. Çünkü Kürtlerin hakkının yendiği o bina ve odada Kürtlerin hak talebinde bulunacak bir hükümet kurmuş olduk. Kuşkusuz bu hükümet halkımızın yıllarca verdiği mücadelenin, emeğin ve kahramanlığın bir ürünüdür. Bugüne kadar Kürt ve Kürdistan davası için mücadele eden herkes bir miras bırakmıştır. Bizler onların verdiği bu mücadele ve kahraman şehitlerimizin yaptığı fedakarlıkları bağımsız Birleşik Kürdistan ile taçlandırmakla mükellefiz. Kürdistan Birleşik Devletleri, Kürdistan Davasının geldiği son aşamadır. Kürt Halkının yüzyıllarca verdiği mücadele ve emeği yeni bir vizyon ve strateji ile bir sonuca götürmeyi kendimize esas aldık. Bunu başaracağımızdan eminiz.

Saygılarımla…