KÜRT SİYASETİNDE YÖNTEM SORUNU

0
375

Kürt siyasetinde yeni bir yöntem ve tarz geliştirmek mecburiyettir. Mevcut siyasi parti, hareket ve şahsiyetlerin başvurduğu yöntemlerle bir sonuç alınamadığı aşikardır.

Kürdistan adına siyaset yapmak sadece bazı parti, hareket ve şahısların tekelinde olamaz olmamalıdır. Ne yazık ki Kürdistan ‘da bu sanki belli bir elit ve zümreye aitmiş gibi bir durum söz konusudur. Her yeni kurulan parti ve hareketler büyük partilerden icazet alarak onların kuyruğuna takılıp sadece bir tabela partisi olmaktan öteye geçememektedirler. Buda kitleler nezdinde taban bulmalarının önüne geçmekte ve kitlelerde büyüğü dururken taklitçisi, kuyrukçusuna neden tenezzül edelim anlayışını ön plana çıkarmakta. Bu yüzden bugün Kürdistan ‘da TC’ den, Irak’tan, İran’dan ve Suriye ‘den daha fazla siyasi parti ve hareketlerin olmasına yol açmıştır. Bu kadar çok siyasi parti ve hareket olduğu halde ciddi toplumsal, kültürel, politik, ekonomik ve siyasi bir üretkenlik yoktur. Bu üretkenliğin önünde engel olan biraz önce dediğimiz gibi büyük partilerin kuyrukçusu olmak diğer bir sebep de bulundukları ülkelerde Kürdistan ‘ı işgal eden devletlerle sıkı ilişkilerinin olmasıdır.

Biraz gerçekçi olmakta fayda vardır. Bugün Kürdistan’ ı işgal eden devletlerin hiç biri Kürt Ulusal Birliğinin oluşmasını istemez. Bunun olmaması için ellerinden geleni yaparlar. Söz konusu Kürdistan olduğunda bütün bu işgalci devletler bütün sorunlarını çelişkilerini bir kenara bırakıp ortak hareket etmektedirler. Bu devletlerle ilişki içinde olan Kürt partileri Kürt Ulusal Birliği için birşey yapmak istese de bunu yapamazlar. Çünkü bu devletlerin güdümündedirler ve bu devletler bunu kendi bekaları için bir tehdit olarak görürler. Bugün en bağımsız benim diyen parti ve örgütler şu veya bu şekilde işgalci bir devletin güdümündedir. Hal böyle olunca da her bir Kürt Ulusal Birliği için yapılan çalışma bir şekilde boşa çıkarılmakta ve bunun günahını da herkes birbirine atmaktadır.

Diğer bir sorun da sanki Kürdistan’da siyaset belli şahsiyetlerin tekelindedir. Kendilerini aydın, siyasetçi olarak halka sunan bu insanların kimi 40 yıldır aynı koltuklarda ve gençlerin, yenilerini önünde bir set gibi durmaktadırlar. “Siz kırk senedir bu alanları işgal ediyorsunuz ve öyle çok büyük bir kazanım söz konusu da değildir. Bari o koltukları bırakın gençlerin ve yenilerin önünü açın belki onlar daha başarılı olur.” demek gerekir bu şahsiyetlere. Hele sözde bazı kendini aydın diye yutturmaya çalışan ve diasporada rahat yerlerinde oturup bugün Kürdistan davası için canını feda eden kahramanlara dil uzatma ve halkı suçlama pervasızlığına düşen bazı tipleri ibretle izliyoruz. Kürt Halkının sırtına yapışmış ve siyaseti kendi tekellerinde gören bu tür parti ve şahsiyetlerden medet ummak başka bir gaflet olur. Bunca zaman sonra bunlardan bir şey beklemek en hafif deyimle saflık olur.

Biz Kürdistan Birleşik Devletleri Hükümeti olarak bütün bu parti ve örgütlere çağrıda bulunduk. İşgalci devletlerle ilişkinizi kesin dedik. Bu ilişkileriniz Kürt ve Kürdistan davasına hizmet etmiyor dedik. Diğer bir konuda bizim hükümetimiz hiç bir partinin, hareketin, örgütün ideolojinin güdümünde değildir. Biz Kürt ve Kürdistan için siyaset yaparken, Kürdistan ‘ın uluslararası arenada tanınması için yaptığımız çalışmalarda kimseden ne izin alırız nede kimsenin güdümüne gireriz. Temel prensibimiz Bağımsız Birleşik Kürdistan’ dır. Bunun için İsrail ve ABD ‘nin müttefikliğine inanıyoruz ve onlarla iyi ilişkilerimiz söz konusudur. Kendini aydın veya siyasetçi diye yutturmaya çalışan o tiplerin de bizim çalışmamızda yeri yoktur. Bugün Kürt ve Kürdistan davası için her türlü mücadeleyi vermeye hazır binlerce aydın gencimiz bulunmaktadır. Hatta bu dava uğruna çok büyük fedakarlıklar yapan kendini politik siyasi anlamda çok iyi yetiştiren gençlerimize şans vermek, onların önünü açmak milli ve ahlaki bir sorumluluk olarak hepimizin önünde durmaktadır. Hükümetimiz bu konularda ciddi bir çalışma içindedir. Bizler Kürdistan davası için mücadele etmiş insanların ideolojik ve parti kimliklerine bakmaksızın hepsine büyük değer biçiyor ve saygı duyuyoruz.

Ayrıca Ape Hüseyin ‘in geçenlerde bir çağrısı oldu. Özellikle bu siyasi parti ve hareketlerden Kürdistan davası uğruna savaşan, bu uğurda bedenlerinin bir parçasını veren binlerce gazimiz için rehabilitasyon merkezleri açılması gerektiğini belirtti .En azından samimilerse bu şekilde Kürt ve Kürdistan davasına hizmet etmeyi kendilerine görev olarak gördüklerini göstermiş olurlar. Hükümetimizin böyle bir projesi söz konusudur. Bu konuda ulusal bir bilinç ile hareket etmek gerekmektedir. Bugün özellikle Rojava’da ve Kürdistan ‘ın bir çok yerinde halkımızın her türlü desteğe ve yardıma ihtiyacı vardır. Halkımızı şucu bucu diye ayrıştırmadan yardım etmeyi herkes kendine bir görev ve sorumluluk olarak görmesi gerektiğine inanıyoruz.

Kürt ve Kürdistan davası bir rant kapısı değildir. Bugün isimlerini vermek istemiyoruz ama bazı şahsiyetler ve örgütler ne yazık ki bunu bu şekilde görmekte ve bu rantı yeme derdine düşmüşlerdir. Kürt ve Kürdistani maskesi altında en ufak bir rant karşılığında her türlü Kürt çıkarı düşmanlara peşkeş çekilmektedir. Halkımız ve tarih bunları lanetleyecektir. Elbet bir gün bunların maskesi düşecektir.

Halkımızın fedakarlığı, kahramanlığı bütün dünyada hayranlık uyandırırken, Kürdistan ‘ın resmiyette tanınması ve dünya devletleri ailesi içinde yerini alması için hükümetimiz tüm imkanları ile çalışma yürütmektedir. Bizim halkımıza inancımız tamdır. Halkımızın bin yıllarca özlemi olan bağımsız bir devlete ulaşma özlemine son vereceğiz. Bunu da yep yeni bir yöntem ve tarzda başaracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın.
Saygılarımla