ÖFKEMİZİ, VERİMLİ OLMAYA MALZEME YAPARAK, İŞGALCİLERİ VE YANDAŞLARINI FOSEPTİK’E GÖMELİM

0
311

Kurdîstan toprakları, Birinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle, sömürgesi Emperyalistlerin kararıyla parçalara bölündü ve İran, Irak, Türkiye ve Suriye’ye verildi. 1923 Lozan anlaşmasıyla, Kurdîstan yok sayıldı.
Soylu Kurd Halkının onurlu kahramanları, o kararları tanımadılar. Akılları yettiğince ve güçleri yettiğince kurtuluş mücadelesi verdiler. Canlarını verdiler. Mallarını verdiler, boyun eğmeden, mücadeleyi bugüne getirdiler.

Yüz yıldır, büyük fedakarlıklarla bugüne getirilmiş olan Kurd u Kurdîstan davasının gelmiş olduğu aşama budur.
Kurtuluş mücadelesini vermişiz. Doğru yaptıklarımız olmuş.
Kusurlarımız, hatalarımız, eksikliklerimiz ve de beceriksizliklerimiz de olmuştur. Kurtuluşumuzu sağlamayı becerememiş-başaramamışız. Birilerini suçlamadan bu kusurumuzu, beceriksizliğimizi kabul edelim. Sonra da, bugün neler yapmamız gerektiğinin kararını verelim.
Her birimiz bu değerlendirmeyi yapmak zorundayız.

İşgalcilerin oyunlarına gelmiş veya ucuz hesaplarla fırsatçı davranarak bireysel menfaat edinmiş olan zavallı ve naletlilere, yaptıklarına değinmeyeceğim.  Öylesi kişiliksizlere yönelik söylem veya eylemi, emek zaman israfı olarak görüyorum.
Şimdiye kadar verilmiş olan kurtuluş mücadelesinin kusur ve eksikliklerinden ders çıkarmamız ve geçmiş deneyimleri de olanaklarımızla birleştirerek, mevcut Dünya düzeninin hesabını yaparak yeni stratejilerle kurtuluşumuzu sağlamayı başarmamız gerekiyor.
Ben, bunu yapıyorum. Siz de bunu yapın.
Var olan siyasi hareketlerimizin tıkanmışlıklarına içerlenip, kendimize sıkıntı yapacağımıza, bizler doğru bildiğimizi yapalım.

Geçmişte, bizim adımıza kurtuluş mücadelesi vermiş olanların kusur ve beceriksizliklerinin sıkıntılarını kendimize dert etmektense, kurtuluşumuzu nasıl başaracağımıza yoğunlaşalım.
Çirkefleşmiş ucuz leş kargalarına, yaptıklarına aldırmayalım.
Bugün dahi, kendilerinin kurtuluşunu bile beceremeyen çevrelerin, soylu tarihe sahip Halkımızı kurtarabileceklerine de aldanmayalım, bağlanmayalım.

Birilerinin çıkıp gelerek bizi kurtaracaklarını da düşünmeyelim. Bizim, kurtuluşumuzu sağlamayı başarmamız gerekiyor. Bunun başka yolu yoktur. Dünya’da başka bilinen hiçbir yöntem de yoktur.
Mevcut siyasi hareketlerin ciddiyetsizliklerine veya bilinçsizliklerine de aldırmayalım.
Kızgınlıkla, öfkeyle enerjimizi, emeklerimizi, zamanımızı israf etmeyelim.
Birileri “Türkiye’yi demokratikleştirmeye” çalışıyorsa, işleri rast gelsin.
Ama aynı birileri veya başkaları, Kurdlüğün kurtuluşu için Türkiye’nin demokratikleşmesi gerektiğini söylüyorlarsa, o birileri ihanet içindedirler.

Herhangi bir Kurd siyasi hareketi, siyasi lider veya şahsiyeti, Kurdîstan topraklarında egemen işgal güçlerine karşı kurtuluş mücadelesi veriyor olan Kurdîstani güçlere yönelik düşmanca-saldırgan ve küçümseyici söylemlerde bulunuyorlarsa, onlar yanlıştırlar ve Kurdlüğe zarar veriyorlar. Eleştirilerde bulunup, yol göstericilik yapamıyorlarsa, lütfedip kendileri alternatif çalışmalar yapsınlar.
Faşist Türkiye Devletinin, yalan ve inkar makinasına dönüşmüş ve de çürüyüp kokuşmuş yönetiminin başındaki kuduz köpeklerine, kan emici vampirlerine, yani Erdoğan denen soysuz ve çetesine, Kurdîstanımızın mümtaz kahramanları olan Rojava’daki kardeşlerimize orantısız güçle saldırmalarını haklı göstermek, veya haklı göstermeyi ima etmek dahi ayıptır. Utanmazlıktır. Kurdlüğün düşmanlarını ve böylesi saldırıları, soydaşlarımıza barbarca zulmü devam ettirmeyi cesaretlendirir.

Güney Kurdîstan hükümetinin başarılarında her soylu Kurdîstan kurtuluş savaşçının emeği vardır. Kurd u Kurdîstan davasının bir numaralı düşmanı olan Erdoğan denen kuduz köpeğinin ve faşist Türkiye devletinin Rojava’mıza olağanüstü güçle işgal etmesinin, oradaki soydaşlarımıza barbarca zulüm etmelerinin geçerli ve haklı hiçbir nedeni yoktur.
Güney Kurdîstan hükümet yöneticilerinin gerçekleri görmek ve bizim soylu Halkımızın hassasiyetlerine önem vermelerini bekleriz.

Ayrıca, Güney Kurdîstan’da etkin siyasi faaliyet yürütülen kardeşlerimizin, Erdoğan Türkiye’siyle ilişkilerini en aza indirmeleri ve Kurdîstan Birleşik Devletleri’nin resmileşmesini karşılamaya hazırlanmaları, Kurd u Kurdîstan davası için gereklidir. Kurdîstan Bağımsızlığı Kurd Halkının kurtuluşu, Kurdîstan’da işgalci güçlerle işbirliğini reddetmekle mümkündür.
Bugünden sonra, Kurd u Kurdîstan demek zorundayız.
Bugünden sonra, Kurdîstan’da işgalcileri istemiyoruz. Bunu yüksek sesle ve kararlılıkla söylemek, gereğini yapmak zorundayız. Bu anlayışa hizmet, her Kurd siyasi hareket ve şahsiyetinin görevidir.

Bizim alternatifimiz:
Bu yazımızın içeriğinde izah etmiş olduğumuz üzere, Kurd u Kurdîstan davasının tıkanıklığını alternatiflerle aşmak zorundayız. Kusurlara, ayıplara, yetersizliklere, düşmanlarımızın kuduz köpekleri gibi azgın saldırılarla vampir gibi kanımızı emenlere karşı alternatif vizyon ile cevap olacağız.
Uyarı, eleştiri gibi yol göstericiliğimizi de görev bileceğiz.

Kurdîstan Birleşik Devletleri projesi, bizim yeni vizyonumuz, alternatifimizdir. Bunun için, farklı görüş ve söylemler bize ulaşıyor. Bize ulaşan olumlu ve olumsuz görüşleri de çalışmalarımıza malzeme yaparak, Kurdîstan Birleşik Devletleri’ni resmileştirmeyi gerçekleştireceğiz.
Sizler de, hayal kırıklıklarınızı, kızgınlığınızı, öfkenizi, birikimlerinizle birlikte malzeme yaparak Kurd u Kurdîstan davasına hizmet edin. Zihniyetinizi bu çerçevede motive edin.

Dünya’da hiçbir Halk, Kurd Halkından üstün değildir. Dünya’da hiçbir birey, Kurd bireyinden üstün değildir. Bunu unutmayalım.
Biz Kurdler, üstün yeteneklere, ayrıcalıklı özelliklere sahibiz. Hiçbir güç bizimle baş edemez. Yeter ki biz Kurdler, kendimiz için çalışalım.
Bu anlayış ve inançla Kurdîstan Birleşik Devletleri hükümetini ilan ettik.
Paylaşımlarımda bu hususla ilgili kapsamlı yazılar var. Yine de özel bilgi sormak isteyen asil soydaşlarımıza izahatlı cevap yazarız.

Tüm olumsuzluklara, eziyetlere, barbarca zulümlere ve sistemli soykırım dayatmalarına rağmen, Kurdîstan Birleşik Devletlerini resmileştiriyoruz.
Dewleta me tünebe, emjî tünene. (Devletimiz yok ise bizler de yokuz)
Bu kararla yola çıktık. Kararlıyız. Başaracağız. Xweda bimere ye.
Silav u rêz.

07-11-2019

Saygılarımla, Hisên Baybaş